| Tatlar ve psikolojik anlamları |
| Editör tarafından yazıldı |
| Salı, 25 Mayıs 2010 20:21 |
|
Dilimiz ve damağımız yalnızca dört tadı ayırt edebilir: tatlı, tuzlu, acı ve ekşi. Geri kalan her şey yalnızca kokusal algıdır. Bunu bir örnekle kolayca doğrulayabilirsiniz: bir kişinin gözlerini bağlayın ve bir mandal ya da başka bir nesneyle burnunu tıkayın. Bir soğanı bir elmadan ayırt edemeyecektir. Gundrun Dalla Via ve Donato Santarcangelo, Dharma Yayınları’ndan çıkan Psikodiyet isimli kitapta değişen duygusal ilişkiler kolayca tat alma duygusunun değişimi şeklinde kendini gösterebildiğini anlatıyor. 1- Çok tatlı yiyeceklere karşı duyulan aşırı istek doyurulmamış veya yeterince doyurulmamış duygusal arzularla bağdaştırılabilir. Eğer bu durum uzun bir süre devam edecek olursa, beden bunun etkilerini hissedebilir: pankreas yorulur ve diyabet ortaya çıkar . Yalnız dikkat edin, bütün tatlı istekleri duygusal boşlukla ilişkili değildir. Zevklerimizin yönünü değiştiren aynı zamanda aşırı tatlı şeyler ve doğal olmayan tatlılar yeme alışkanlığıdır. Çılgın istekler Gündelik yaşam esnasında belirli bir madde için kuvvetli bir istek duymak mümkündür ve bu önemli bir işarettir. Şu durumlardan birinin söz konusu olup olmadığını anlamak için kendinize kulak verin: 1. Cezbedici bir koku duyduysak, İÇGÜDÜLERİMİZ SAYESİNDE YİYECEK SEÇİMİ YAPABİLMEK Taze ve çiğ yiyeceklere günlük beslenmemizde daha çok yer verecek olursak; neyi, ne kadar ve ne zaman yememiz SAĞDUYUMUZ BİZİ YÖNETİR Bedenimiz doğuştan gelen bir sağduyuya sahiptir. Sağlıksız yiyecekler arzu ettiğinde, bir istisna söz konusudur, onu çok fazla baskı altında tutmuşuzdur. Bize verildiği için bir diyet yapmak, birçok açıdan, zorbalıktır, organizmamızın bize o anda neye ihtiyacı olduğunu söylemek için daha doğru mesajlar yollayabileceğini kabul etmemektir. Yemek seçiminde önemli olan yemekten önce ve hiçbir sos ihtiva etmeden, yalnızca içgüdülerimizi dinleyerek yapılmasıdır. Milliyet
|