| Tatlı kız mazide kaldı |
| Editör tarafından yazıldı |
| Pazar, 14 Şubat 2010 05:00 |
Vizyondaki “Romantik Komedi” filminin başrol oyuncularından Sinem Kobal, Bebek Otel’in yağmurdan ıslanmış balkonunda upuzun paçalarının ıslanmasına aldırmadan poz veriyor. Yaşı 22, dizi ve sinema sektöründe çalıştığı yıl sayısı dokuz.
13 yaşında rol aldığı “Dadı” dizisiyle tanınan, lise dizilerinde oynayan, birkaç ay önce sona eren “Selena” dizisiyle çocukların sevgilisi haline gelen Kobal “Romantik Komedi”de ilk kez yaşından büyük birini oynuyor. 26 yaşındaki fırlama metropol kadını Didem’i. Bu rolle kariyerinde yeni bir sayfa açtığını ve bundan sonra da değişik tarzda rollerle yoluna devam edeceğini söylüyor. “Romantik Komedi”nin, “Sex&The City” serisine tek benzeyen yanı görüntüsüyle, içeriğiyle Hollywood yapımlarını aratmaması olabilir. Filmin afişini görenler ilk anda yabancı film sanıyor. “Romantik Komedi”nin yaş sınırı koyulmadan vizyona girmesi herhalde en çok beni sevindirmiştir. Çünkü böylece çocuk hayranlarım filmi izleyebiliyorlar. Onlardan Didem rolü ile ilgili olumsuz bir eleştiri almadım. Aksine yeni rolümü sevdiler. Beni takip eden en sadık kitle çocuklar. Bugüne kadar beni hiç yalnız bırakmadılar. Bir de dokuz yıl önce rol aldığım “Dadı”dan beri beni takip eden beraber büyüdüğüm bir nesil var. Bunu düşünmek bile bana fazlasıyla çalışma şevki vermeye yetiyor. Saçma heveslere kapılıp “Bunu yapacağım, elde edeceğim” ısrarını sürdürmem. Ama kafamdaki hedef mantık çerçevesindeyse peşini bırakmam. Kalabalık bir ekip olmamıza rağmen ego savaşı yaşamadan tamamladık filmi. Set ortamı çok neşeli, uyumlu ve keyifliydi. Senaristinden yönetmenine, oyuncularından set ekibine tam bir ekip işiydi. Herkes işini çok sahiplenmişti. Filmin beklentilerin üzerinde bir sayıda izleyiciyle buluşmasının nedeni bu enerjinin seyirciye geçmesi bence. “Romantik Komedi”nin Didem’i 26 yaşında. İlk defa bu yaşta bir kadını canlandırdım. Daha önce rol aldığım “Okul” ve “Ayakta Kal” filmlerinde lise öğrencisiydim. Oyunculuğa çocuk yaşta başladığım için bana gelen roller hep yaşıma çok yakın ya da birkaç yaş küçük roller oldu. Şimdi 22 yaşındayım ve oynayacağım rollerin yelpazesi genişledi. Film teklifini aldığımda ve senaryoyu okuduğumda “O rollerden çıkıp yeni tarzda rollere geçişim bu filmle olabilir” dedim. Şimdi hislerimde yanılmadığımı görüyorum. Şansım bu kadar yıldır yaver gidiyor olamaz (Gülüyor). İşimi çok ciddiye alırım, çok çalışırım. Sanırım bunların etkisiyle dokuz yılı tamamladım.
Bazen biraz abur cubur eşliğinde film izleriz, bazen de scrabble oynarız. Ya da dedikodu yaparız, ilişkiler hakkında konuşuruz. Ben çok duygusalım. Genel olarak kontrolü elden bırakmamaya çalışan bir yapım var, bununla birlikte çok romantiğim de. Duygusallığım hayatta bazen bana sorun çıkarsa da mesleğimde bana çok yardımı dokunuyor. Farklı duyguların içine çok çabuk girebiliyorum. Hayır, nedense otokontrolü yüksek biriyim. Belki de bu Aslan burcu olmamdan kaynaklanıyor. Asla yapamam. Sevdiğim ve tanıdığım insanların yanında rahat davranırım ama kimsenin beni tanımadığı bir ortamda barın üzerine çıkıp bağıra çağıra şarkı söylediğimi düşünemiyorum. Utanırım. “Romantik Komedi”yi çekerken en korktuğum sahne o karaoke sahnesiydi. Bir taraftan sarhoşmuş gibi yaparken bir yandan şarkı söylemem ve dans etmem gerekiyordu. Normalde içki içen biri bile değilim. Sinema perdesi o kadar büyük bir ekran ki hiçbir hatayı affetmiyor. Sen “Ne yapıyorum ben?” tereddütüne düşersen izleyici bunu fark eder. Neyse ki korktuğum başıma gelmedi, filmin en çok beğenilen sahnelerden biri oldu o sahne. Dört saatte tamamlandı. Çekim ekibi halinden memnundu ve eğleniyordu. Bense sonlara doğru dayanamayacak hale geldim.
Heyecan, korku, tedirginlik, mutluluk gibi pek çok duyguyu aynı anda tadıyorum beyazperdede kendimi ilk kez izlediğimde. Oyunculuğumu eleştiririm kendi kendime. Pembe gözlüklerle bakamam. Bilinçli bir aileye sahip olmak şansımdı. Beni hep korudular, kolladılar. Benim kazandığım para hiçbir zaman benim param olmadı, her zaman bizimdi. Çocuk oyuncular için en zor taraf büyürken geçiş rolleri bulmanın nadirliğidir. Bu süreç içinde yaşayacağınız bunalım sizi meslekten kopmaya kadar götürür. Bu benim başıma gelmedi. O dönemi iyi bir şekilde atlattım. Belki gitmek lazımdı pedagog ya da psikologa ama ben gitmedim. Ama şimdiki çocuk oyunculara tavsiyem yardım almaları. Mesela bir aile çocuğuna çok düşkünse çocuk şımarabiliyor. Ünlü olduktan sonra pek çok kişinin ilgisi büyük sorunlar çıkarabilir.
Kontrat bir senelikti, yeniledik. Bu projede yer alma nedenim şirketin yaptığı araştırmada gençlerin yaşam tarzıyla en çok örnek aldığı kız seçilmemdi. Marka reklamda annemle birlikte oynamı istedi. Annem pek gönüllü değildi ama “Güzel bir anı olacak” diyerek annemi ikna ettim. Sokakta birlikte yürürken eskiden benden imza alırlardı, şimde annemden de imza istiyorlar. Kesinlikle genetik. Annemle aynı kilodayız. 1,67 boyunda, 52 kilo annem. Ben de 1,70 boyundayım, 52 kiloyum. Galiba metobolizmamız hızlı çalışıyor. Hiç yapmadım. Kilo vermem gerekirse abur cuburu kesiyorum. Arada sırada pilatese gidiyorum. Yüzüyorum. Spor salonlarına üyelik aidatı ödeyip sonra hiç uğramayanlardanım ne yazık ki. Bazen fevri davranabiliyorum ama kalp kırmam. Oldu da kırdım, özür dilemesini bilirim. Yıldırım Özdemir’e gidiyorum. “Dadı”da oynarken saçım boyasızdı. “Türk sarışını” diye tabir edilen açık kumraldı. Sonra rengini açtırdım. Alışverişe düşkün biri değilim. Kıyafetlerimi Tuvana Büyükçınar hazırlıyor. Bugün giydiklerim de onun koleksiyonundan. Setlerde makyaja ve farklı kostümlere doyduğumdan günlük hayatta spor giyinirim. Özel hayatımı konuşmaktan, paylaşmaktan hiçbir zaman hoşlanmadım. Hâlâ da hoşlanmıyorum. Arda ile ilgili soruları cevaplamak bir tepki değil, bir tercih.
En son izlediği film “Notebook” DVD’siydi. “Tekrar tekrar izleyebilirim. Çok güzel bir aşk filmi” diyor. |