|
100 metre engellide Avrupa Şampiyonu olan Nevin Yanıt, Türkiye'nin en başarılı ve en güzel kadınıdır, itirazı olan altın madalyası kadar konuşsun...
Finali seyrederken kalbim duracak sandım, 1.'liğe ihtimal vermiyordum. Gerçi Nevin Yanıt uzun süredir yakaladığı çıkışla böyle bir başarının habercisiydi. Nevin'in, finalde yarışacağı atletlerin neredeyse bacak boyu kadar olduğunu görünce endişelendim, bu ufacık kız nasıl başaracaktı? Kamera ellerini gösterdi, kırmızı-beyaz ojelerini gördüm, küpesi ve kolyesi ay-yıldız şeklindeydi; işte o an onun kadar istedim madalyayı. Yarıştan sonra atletizm aşığı olan babam aradı, ağlıyor ve 'Sporu futboldan ibaret zanneden herkes Nevin'in önünde ceketini iliklesin' diyordu... Fenerbahçe Stadı'ndaki Fenerium'da yapılacak imza töreninden önce buluştuk Nevin Yanıt ve antrenörü Cüneyt Yüksel ile. Babama söz verdiğim gibi sarıldım öptüm Nevin'i. Sarı saçlarını dalgalı bırakmış, gözlerine hafif yeşil renkte makyaj yapmış ve bir dolu takı takmıştı yine. Üzerinde kot şort ve Fenerbahçe tişörtü vardı. 'Bu bacaklarla mini etek giyemem ki' diye bir açıklama yapmıştı bir süre önce ama bana kalırsa ülkemize altın madalya getiren Nevin'in bacakları memleketin en güzel bacaklarıdır... - Bu kadar çok takı takman, makyaj yapman garip gelmişti bana, yarıştan önce süslenmek motivasyon mu sağlıyor? Hem motivasyon sağlıyor hem de rakiplere baskı yapmış oluyorum. 'Bakın ne kadar rahatım ve kendime güveniyorum' mesajı veriyorum. Ayrıca benim çalışmaktan başka yaptığım bir şey yok, ne zaman süsleneceğim? Finale giderken, düğüne gider gibi hissettim. Madalya alacaktım ve en güzel, bakımlı halimle almak istedim. - Hiç şüphen olmadı mı, ya kazanamazsam gibi? Asla olmadı, yıl boyunca birçok organizasyona katıldım, rakiplerimden çoğunu defalarca geçmiştim zaten. Sadece Alman sporcuyla yarışmamıştım.
NEREDEYSE 365 GÜN ÇALIŞIYORUZ - O da favorilerden biriydi değil mi? Evet, ama ben biliyordum. - Biliyordun ama yarıştan sonra emin olamadın sanki bir süre? Birinci bitirdiğimi anladım ama panoda da yazmasını bekledim sonra da kendimden geçtim zaten, hoplamış zıplamışım. Akşam seyrettim kendimi, şaşırdım. - Finaldeki saçlarını Alemitu Bekele mi yaptı? Evet, o çok becerikli, beni hazırlamasını istedim, birinci olunca fotoğraflarım güzel çıksın istedim (gülüyor). - Başarında antrenörün Cüneyt Yüksel'le uzun zamandır çalışman ne kadar etkili oldu? Başarımın çoğu antrenörüme aittir, beni ilk keşfedendir. Mersin'de lisedeyken çalışmaya başladık, 8 yıldır hiç ayrılmadık. - Atletler yalnız insanlar mıdır; hep bir başınıza çalışıyor ve gözlerden uzak yaşıyorsunuz? Galiba bu branşlara göre değişir, ben kısa mesafe koşuyorum. Kısa mesafe koşanlar daha çevik, sosyal ve paylaşımcı kişilerdir. Yapı itibarıyla yalnızlığı sevsem de insanlarla bir arada olmaktan ve paylaşmaktan çok hoşlanırım. - Nasıl bir çalışma tempon var? Yıl boyu çalışıyor, sürekli yarışlara katılıyorum. Yarışlar yoksa da çift idman yapıyorum. Vücudumun temposunun yavaşlamaması lazım, kondisyon da yapıyorum ayrıca. Engelli koştuğum için çok kuvvetli olmam gerekiyor.
DÜNYAYI BİRKAÇ KEZ TURLAMIŞIMDIR - Bu madalyaya gelene kadar acaba kaç kilometre koşmuşsundur? (Gülüyor) Sanırım dünyayı birkaç kere turlamışımdır. - Avrupa'nın en hızlı kızı oldun, Türk erkekleri senden çekinmeli bence, erkeklerle koşsan hepsini geçersin değil mi? (Gülüyoruz) Geçerim. Korksunlar benden! - Bu başarınla genç kızlar için bir örnek oldun, senin sayende atletizmle ilgilenenler olacak mı? Kesinlikle olacak, ben çocukken Süreyya Ayhan'ı izlerdim. Branşlarımız farklıydı ama beni çok motive etmiştir. Keşke atletizmle daha çok ilgilenen olsa, bakın çalışan ve inanan herkes şampiyon olabiliyor. Ben bunu gösterdim ve şimdi daha da hırslıyım. - Olimpiyat için mi hırslandın? Çok istiyorum, hedefimiz Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu olmak. - Altına rağmen başarını küçümseyenler oldu mu, asıl büyük sporcularla yarışmadın diye? Doğrudur, Amerikalı, Jamaikalı ve Kanadalı sporcular var yarışmadığım, çok iyiler. Ama ben Avrupa Şampiyonu'yum, onlar endişelensinler. - Yoğun çalışmaların sırasında hiç pes ettiğin ve yeter artık dediğin olmadı mı? Olmaz mı, idman kötü gidince, bazen canım yanınca, keyfim olmayınca 'nereden girdim bu işe' diyorum. Ama ertesi gün yine koşmak istiyorum, aklıma madalyalar geliyor. - Keyifsizsen, adet günündeysen, karnın ağrıyorsa? Hiçbirini düşünmem, her şeyi kafamda hallederim. Hiçbir şey bana engel olamaz. Ama bir yerim ağrıyorsa daha hafif idman yaparız, antrenörüm karar verir. - O ne derse yapar mısın? Yaparım.
BENİ ENGELLİ ZANNEDERLERMİŞ! - Sıradan bir kadın gibi yaşamak ister miydin? Ben sıradan bir atlet gibi yaşıyorum, herkesin kendi işinin zorlukları vardır. Ben hayatımdan çok memnunum. - Nasıl olmayacaksın, hepimiz sana bayılıyoruz, Başbakan telefon ediyor, Aziz Yıldırım seni çok seviyor! Başbakan arayınca heyecanlandın mı? Çok heyecanlandım, hep madalya ve altın için çalışıyoruz aslında. Fakat o anı yakalayınca insanda bir gevşeme ve boşalma oluyor. Tarifsiz bir tatmin bu, Başbakan aradı tebrik etti. Çok sevindim, ayrıca Kulüp Başkanımız Aziz Yıldırım beni alandan helikopterle aldırdı. - Sarılıp öptü mü seni? Sarıldı, zaten beni hepsi kızı gibi seviyor. Ayrıca bana verilen ödül kadar kulübüme de veriliyor ama Başkan o ödülü de bana vereceğini söyledi. - Disiplin ne ifade eder senin için? Her şeydir, hayatımın anlamıdır. - Annenlerle buluştun mu, onlar neler yaşamış? Mersin'deler henüz görmedim ama hafta sonu ailemle olacağım. Müthiş gurur duyuyorlar. Annem eskiden benim hangi sporu yaptığımı bile anlatmakta güçlük çekerdi, 'engelli koşuyor' deyince beni engelli zannederlermiş. - Hep engelli koştun, en büyük engel neydi? Ben hepsini aştım, engelleri arkamda bıraktım. - Türk kadınına nasıl bir mesaj vermek istersin? Hayatlarında hiçbir engel tanımasınlar, ben tanımadım! Ben başardıysam herkes başarır, ben de başarabilirim diye düşünsünler. Koşmayı bırakmasınlar, her anlamda. - Aşk, dedikodu, alışveriş, bu kelimeler ne ifade ediyor? (Gülüyor) Hepsini seviyorum.
ELİF AKTUĞ
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|