| Vedasız ayrılıklar |
| Didem Yalçınkaya tarafından yazıldı |
| Cumartesi, 21 Mart 2009 02:14 |
|
Yıl 2003 Arabada gidiyoruz yağmur yağıyor. Arka fonda bangır bangır Funda Arar çalıyor..İkimiz sessiz ama düşünerek parçayı dinliyoruz, aklımızda farklı kişiler var...Aslında birbirimizden çok hoşlanıyoruz ama kimse söylemiyor, söyleyemiyor sessizce parçayı dinliyoruz… Arkasından Şebnem Ferah mayın tarlası... O zamanlar bir gün gelecek bu parçayı yanımda oturan, arkadaşım, hatta kankam, daha sonra aşık olduğum, sonra da o arkadaştan her türlü kazığı yediğim kişiyi düşünerek dinleyeceğim aklıma gelmeden, aklımıza gelmeden dinliyoruz...Sonra birden sol tarafıma dönüp sessizliği bozuyorum ‘‘ beş sene sonra nerde olacağız nasıl olacağız, kim bilir?’’ diyorum...
Yıl 2008 Sonbahar…Bir gece hoşça vakit geçirilmiş, hafif çakır keyif olunmuş, eve gelinmiş. Aynanın karşısında makyaj çıkarmaya çalışırken bir mesaj sesi duyulur, tanıdık ama, kayıtlı olmayan bir numaradan…‘‘boşandım ben! Hak ettiğim ceza gecikmedi. Sana tüm yaşattıklarım için, her şey için özür dilerim. ’’O numaradan kim bilir kaç kez mesaj beklemiştim, hem de kaç kez, bir kez arasın diye…Şimdi beklemediğim bir anda, yaşananların hesaplaşması vardı karşımda. Pişman olmuş bir adam, gerçek miydi acaba? Bazı şeylerin affı olmuyor, özrünün de anlamı olmadığı gibi. Kimsenin değişemeyeceği gerçeğinin suratınıza her defasında vurulması gibi…
Sevinemeden, tarifsiz bir sıkıntıyla elimde telefon, bir gözüm makyajlı, diğer elimde pamuk kalakaldım aynanın önünde… Oysa ne çok sevmiştim ben bu adamı, ne çok şey paylaşılmıştı. Ne çok gülmüş, ne çok ağlamıştım…
Üç yıl önce vedasız bir ayrılıkla, bir gece bir telefonla biten bir ilişkinin arkasından, yine bir gece yarısı mesajı gelmişti telefonun öbür ucundan… İçimin burulması, yanması bir yana, sanki koca bir taş yutmuşum hissiyle cevap verdim. ‘‘Geçmiş Olsun!’’
Seksen sonrası doğanların ortak kaderi bu! Her şeyi tüketiyoruz, sonunu düşünmeden. Acaba nasıl olur demeden, kararlar alıyor, canımız nasıl isterse öyle davranıyoruz. Kimse kimseyi olduğu gibi kabul etmiyor. Herkes benim dediğim olsun derdinde…Üstünlük kurma çabası her yerde, işte, evde, aşkta… Nasıl olsa yenisi gelir. Nasıl olsa herkesin bir alternatifi var, vefa duygusu sandıktaki örtü gibi, lekeli… Dönem, rahat yaşama dönemi! Her şey extra large! Duygular dışında…
Altı yıl önce, öylesine içten gelen bir soruydu benimkisi ‘‘Beş sene sonra nerde olacağız, nasıl olacağız, kim bilir?’’ Hani bazı kişiler vardır, aradan yıllar geçer, ondan sonra birçok aşk yaşanır ama izi kalır…Belki yarım kaldığından, belki farklı olduğundan bilinmez ama yeri ayrıdır, canınızı çok yakmış olsa da… Bazen gidilen bir yer, bazen duyulan bir koku size onu hatırlatır…İstemezsiniz hatırlamak, ama hatırlarsınız. Çoğunuza olmuştur, bir yerlerde içiniz katılarak ağlamışsınızdır.
Didem Yalçınkaya
|