| Tanju Eren söyleşisi |
| Metin Özenbas tarafından yazıldı |
| Pazar, 15 Mart 2009 16:05 |
|
Tanju Eren : Kendimi bildim bileli gitar çalıyorum. İstanbul Erkek Lisesi, Yıldız Makine Müh, Boğaziçi Felsefe ve İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatında okudum. Sonuncu üniversiteden mezun olabildim. 1987 de profesyonel olarak müziğe başladım. Liseden beri sakal bırakırım. Quantum fiziği, Psikoloji, Sosyoloji, Edebiyat, Kediler, Zen, Dinler Tarihi, Hi End, Gitar Pedalları, Sinema, Kozmoloji, Felsefe, Bira, Müzik Tarihi, Art Nude, Converse, Görünmeyen İnsan Detayları konularına ilgi duyarım. Güzel yemek yaparım, hepsini de yerim. İnsanı gözünden anlarım. Hemen hemen herkesi tanırım. Yaşıtlarımı kendimden büyük sanırım. Cd ve DVD kolleksiyonu yaparım. MP3 dinlemem, dinleyeni de sevmem. Dışarda yemek yendiğinde "ben ne yemişim" deyip o kadar para verenlerle bir daha yemeğe çıkmam. Balık masasında Lüfer, roka salatası ve rakı dışında bir şey görmeye dayanamam. Sarhoş olup sanat müziği söyleyenlerle işim olmaz. Kimseye CD ve kitap vermem, verirsem gidip kendime yenisini alırım. Hep aynı pantolonu giyerim. Kimseyi kırmamaya özen gösteririm, başkaları beni kırmamaya özen göstermediğinde şaşırırım. Dünyanın neresine gidersem gideyim sonunda İstanbul'a dönmek isterim. Tanju Eren : Kabile, özgürlük, şans, ağlamak, sex, ağaçlar, farkına varmadığımız güzel anlar, coşku, karamsarlık, kendine ait bir dünya, insanlığını unutmuş herkese bir tokat, aşk, yeniden doğmak v.s. M. Ö. :Rock müzigi dinlenerek ögrenilen bir müzik midir? Yeni başlayanlar ne dinlemeli? Tanju Eren : Tüm müzik türleri bol bol dinlenerek öğrenilir, herşeyi dinlemek gerekir bence. Bir müzik türünün geçmişini bilmeden yeni şeyler üretmenin mümkün olmadığını düşünüyorum. Ben kendimce yapılmış herşeyden haberdar olmak isterim. Böylelikle yeni yapılanların orijini nedir bilirim ve daha keyif alırım.
Tanju Eren : O günlerde Rock müzik yapan gruplar daha evrensel ve saf bir rock yapıyorlardı. Günümüzde ise yerel müziğin altyapısına distortionlu gitarlar ekleyerek bu müziğin rock olduğunu sanan çok fazla grup var. Yaptıkları müzik hakkında yorum yapmak bana düşmez ancak buna rock denmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. O günlerde rock müzisyenleri ve seyircisi kendi alt kültürlerini oluşturmuş ve kapalı bir topluluktu, dolayısıyla daha özgür ve birbirlerini destekleyici davranıyorlardı. Şu anda rock'ın daha "popüler" olması, müzisyenleri amaçlarına ulaşma yolunda taviz vermeye ve bir takım kurallara uymaya zorluyor ki bu da aslen rock'ın felsefesinde olmayan bir şeydir. M. Ö. :Türkiye'de son yıllarda Rock müziğine ilgi büyük. Peki Rock müziğinin diğer müzikler arasında Türkiye'de yeri nedir? Tanju Eren :Türkiye'de son yıllarda Rock müziğe ilgi büyük değil. Aslında son yıllarda müziğe ilgi büyük değil. Artık müzik kişinin zamanını ayırarak ilgilendiği bir aktivite olmaktan çıkarak, herhangi bir anda fon olarak kullanılmaktadır. Canlı müzik mekanlarına müzik dinlemek için giden çok az kişi var. Müzik bilgisayardan dinlenebilecek en kötü koşullarda hayatın akışı arasında fon olarak görev yapıyor. Türkiye'de şu anda rock müzik adı altında türkü formunda "marş harmonik" besteler yapılmakta. Dinleyici sosyolojik deformasyonunu müzik dinleme alanında da deneyimlemekte. Herhangi bir değerin karşılığını ödemeden elde edileceği bilgisine erişen toplumumuz, emeğe saygı gösterme konusunda dejenere olmuş durumda. Rock müziğinin diğer müzikler arasında Türkiye'deki yeri gittikçe azalmakta. Eskiye göre artmış gibi görünmesinin, iletişim alanındaki artışa göre oranladığımızda sanal olduğunu anlayabiliriz. Ama umudu olan ve kendi gibi olmaktan vazgeçmeyen inatçı müzisyenler ve onları takdir eden küçük bir topluluk halen yaşamını sürdürmekte. M. Ö. :Efsanevi Mirage'ı unutmadık. Biraz anılarımızı tazeler misiniz? Tanju Eren : 1987 yılında sıkı bir rock dinleyicisi ama pek de müzik çalmayı beceremeyen ben, Boğaziçi Üniversitesinde mor çoraplı uzun saçlı biriyle karşılaştım. Elimde gitar vardı, bana: "Provaya mı gidiyorsunuz?" diye sordu, ben de "evet, sen solist misin?" dedim, "evet" dedi. Anlaşılan ikimiz de o anda aslında hayallerimizi birbirimize söylemişiz. Mor çoraplı Teoman'dı. Tam bir yıl prova yapıp BTS'de konser verdik. Ortalık birbirine girdi, BTS'de konser vermek yasaklandı. O yıllara göre hiç bir gruba nasip olmayan turneler, konserler ve hatta sanırım ilk rock kliplerinden biri "Winds of change" TRT'de yayınlandı. 4 yıl Türkiye'nin en önemli rock gruplarında biri olarak hüküm sürdük. Sonra gerçek rock gruplarına genelde olduğu gibi dağıldık. Her halde müzik hayatımın en güzel yıllarıdır. Teoman'ın da bir şarkısında aynı şeyi söylediğini biliyorum. M. Ö. : FOMA müzik dünyasına fırtına gibi girdi. FOMA'yı Rock dünyasında nereye koyuyorsunuz? Tanju Eren : Bir yere koyma gibi bir kaygım yok. Olsaydı yaptığımız müziği yapmazdık herhalde. Apocalyptica'nın yaylıları çaldığı 8 dakikalık bir parçayla albümü açacağımızı duyan herkes bize "siz delirmiş olmalısınız" dedi. Türkiye'de alışılmadık bir uygulama olan önce bir EP çıkarma deliliğini de yaptık. 2 yıla yakın üretim, prova kayıt ve prodüksiyon sürecinden sonra, tam istediğimiz müziği yaptığımız bir "Albüm"ümüz oldu. Yol arkadaşlarım yılların müzisyeni Mavi Sakal'ın kurucu üyesi Murat Tümer, benim gözümde dünyanın sayılı basçılarından akademisyen Batur Yurtsever ve yakın gelecekte Türkiye'nin sayılı solistlerinden kabul edileceğine inandığım Evren Uysal. İnandığımız müziği herşeye ve herkese rağmen yapmaya kararlı, inatçı bir grubuz. Rock dünyasında nerede olacağımıza da artık dinleyici karar versin. M. Ö. :Bu röportaj yayınlandığı günlerde belki de “ALBÜM” isimli FOMA albümü çıkmış olacak, müzikseverleri nasıl bir albüm bekliyor? Tanju Eren : Hayatlarımızın başka hayatlarla kesişmesi sonucu istenen ve istenmeyen tüm duyguları hafif ateşte kaynattık, 18 yaşımıza geri dönmenin verdiği heyecanı üzerine serptik, korkusuzca servis yapmaya hazırlanıyoruz. Müzikal ve duygusal anlamda yenilikçi gerçek rock yaptığımıza inanıyorum. Çok sert parçalarımız da var, İmer Demirer'in trompeti ile ağlatacak bir parçamız da var. Murat Tümer'in kızı Ece Su Tümer'in blok flütle başlattığı bir parça da var. Stüdyoda müzik teorisi adına yeni armonik buluşlar gerçekleştirdiğimiz parçalar da var. Günlük hayatın göz boyamasına direnen ama hayatın gerçeklerine hayallerle katlanan, yaşamayı herşeyden çok seven dört kişinin kalplerinde ne varsa bu albümde o var. M. Ö. :Kendimizi güzel FOMA konserlerine ne zamana hazırlayalım? Tanju Eren : Ekonomik kriz, korna sesleri, egolar, duyarsızlık, koşturmaca, sevgisizlik, para hırsı, bir türlü bitmeyen gökdelen inşaatları, trafik, faturalar, yarına bırakmalar, intikam duyguları v.s. den bıktığınız ve sevgilinin bir tutam saçı, biranın ilk soğuk yudumu, bu anın heyecanı ve özgürlüğü, tatile çıkmak, yağmurdan sonra toprak kokusu, bulutlara bakıp hayal kurmak gibi şeylere özlem duyduğunuz zaman... Yani hemen.
M. Ö. : Bu güzel söyleşi için Tanju Eren'e teşekkür ederiz
|