Scarlett Johansson yıllardır bir ikonun yükselişini inançla bekleyen Hollywood’un yeni güneşi olabilir. Film eleştirmenleri “Daha değil” dese de, 25 yaşındaki Scarlett, efsane yönetmen Woody Allen’ın himayesinde, deri kostümlere sokacak seksi kız arayan aksiyon filmi yapımcılarının hayalinde yükselişini sürdürüyor.
Bu ay çıkacak albümüyle Brigitte Bardot’luğa soyunuyor, Marilyn Monroe’nun hayatını oynama teklifini değerlendiriyor. Peki, gerçek bir film ikonu olmak için gerekenlere sahip mi?
Scarlett Johansson’ın dönüm noktası, Woody Allen ile yolunun kesişmesi oldu. “Match Point”teki baştan çıkarıcılığının içinde çaresizlik, çaresizliğin altında bin tilki olabilen Nola karakteri, sinemaseverlerin ağzını sulandıracak kadar yakışmıştı Scarlett’e.
“Lost in Translation” Oscar’ı almadan önce kırmızı halıda zarif topuzu, haute couture tuvaletiyle, kendi yaşıtı yıldızlardan çok Lauren Bacall’ı, Katherine Hepburn’ü anımsatıyordu. Gözlerinde taşralı kızların Hollywood heyecanından çok, New York’luların alaycılığı vardı. O, her röportajında seksiliğinden konu açılmasını küçük hanımefendi gibi sıkıntıyla karşılamıyor; “Ben de karşımda taş gibi bir erkeğin olduğu filmlerde oynamak isterim” diyor omuz silkerek. Kendisiyle röportaj yapan erkek muhabirlerle flört ediyor. Bir anda röportaj konusunu krep tariflerine getirip, “Eğer bir gün beraber uyanırsak, sabah sana da yaparım” diyor.
UYURKEN İÇ ÇAMAŞIRI GİYMEM
Danimarkalı bir mimar babanın, film yapımcısı bir annenin Manhattanlı kızı Scarlett’ın, taşrada acıklı çocukluğunu bırakan Monroe’nun rolüne biraz çalışması gerekecek. Geri kalanı için kostüm ve makyaj yardımına bile pek gerek yok. “Uyurken üzerimde yalnızca Chanel No.5 olur” diyen Monroe gibi, “Uyurken iç çamaşırı giymem” diyen Johansson, seksapel kısmında uyum sorunu yaşayacak gibi durmuyor.
“Scarlett’ın yanlış yapması imkânsız. Ona Tanrı’nın eli değmiş” diyen Woody Allen’dan da sağlam bir referansı var. Ama tüm bunlar onu, gerçek bir film yıldızı, Hollywood’un özlediği insanüstü ikon tahtına oturtmaya yeterli mi? Film eleştirmeni Jason Solomons, ‘daha olmadığı’ görüşünde. Kırmızı halıda göz kamaştıran, kötü filmleri, görünüp kaybolduğu birkaç saniyenin büyüsüyle kurtarabilen bu genç yıldızın önünde “Lost in Translation”, “Vicky, Cristina Barcelona” gibi birkaç çarpıcı film projesi daha olmalı.
KAMERAYLA SEVİŞİYOR
Şimdiye kadar tüm yönetmenlerin onunla çalışmak istediğini verdikleri röportajlardan anlamış durumdayız. Ama Solomons’a göre, o, “İzleyiciden çok, kamerayla ilişki kuruyor. Bu da her zaman iyi değil.” Scarlett’ın tüm güzelliğine, zekâsına, kendisiyle bağ kurulmasına izin veren bir kapı eklemesi ve onu asla ardına kadar açmadan, hafif aralık bırakması gerekiyor. Sıfır bedenlerin döneminde kıvrımlarıyla, bedeniyle barışık özgüveniyle kadın izleyicilerini de sevindiren, moda ve kozmetik endüstrisini kendine âşık eden 25 yaşındaki oyuncu, bir ikona dönüşecekse, bunu, bugünün koşullarını kendine uydurarak yapacak. Hepimizin söylemek isteyip söyleyemediğimizi söyleyecek. Marilyn’in spot ışıkları altındaki parlak gülümsemesinin, kuliste söndüğünü hissettiğimiz gibi siyah beyaz sahne personaları arasında yorulmayacak. Zaten o da, bu ay Pete Yorn ile beraber çıkaracağı ikinci albümüyle tercihini ortaya koymuş gibi görünüyor. Serge Gainsbourg ve Brigitte Bardot’nun düetlerinden esinlenilerek ortaya çıkan ‘The Break Up’ dokuz şarkıdan oluşuyor. Yorn, albümün tasarı aşamasında, Bardot’nun yerine koymak için aklına ilk Scarlett’ın geldiğini anlatıyor.
Oyuncunun, Marilyn rolünü kabul edip etmeyeceği henüz belli değil ama Serge’in yatağında sigara içip, onunla bir şarkı mırıldanan Brigitte’in boş bıraktığı yer, bugün bir tek Scarlett’e yakışıyor. “Ancak öldükten sonra ikonluk statüsüne ulaşılabildiğini düşünürdüm” diyen yıldız, Woody Allen gibi yönetmenlerin becerikli ellerinde, bir devrin temsili olmaya alışıyor.
Aşka düşerken, aşktan düşerken bütün şarkılar sizin için yazılmış gibidir, her şiirde bir hikayeniz saklı, her yeni yüzde, eski bir yüz her yeni şehirde, eski bir nehir
Devamını oku...
İsrail’de yapılan araştırmaya göre, mutsuz bir evlilik sürdüren erkeklerin kalp sağlığı tehdit altında. Bu kişilerin, 10 yıl içinde ölümcül kalp krizi geçirme riski, diğer erkeklere oranla yüzde 64 daha fazla
Kadınları aldatmaya yönelten en sık rastlanan 6 durum...Amerika eski başkanı Bill Clinton’un eşi,Hillary Clinton, aldatılmasına rağmen evliliğini sürdürerek kadınlar arasında bir sembol haline gelmişti.
Bir erkek neden eşini yada sevgilisini aldatır merak ettiniz mi? İşte erkeklerin inanılmaz bahaneleri...Kimine göre ilgisizlik kimine göre çekicilik aldatmanın en geçerli bahanesidir.
Devamını oku...
ABD'de yapılan bir araştırmada, erkeklerin ağır hasta eşini terk etme olasılığının kadınlara göre 7 kat fazla olduğu ortaya çıktı.
Yaprak Dökümü'yle tanınan ünlü oyuncu, aşkın anlamını yeniden sorguladığını söyledi. Ancak bunu ifade ederken, hemcinslerini kızdıracak sözler ağzından dökülüverdi. Devamını oku...
Prof. Dr.Mehmet Sungur, romantik bir aşkın cinsel arzuları da artırdığını söylüyor. Aşkın cinsellikten haz almanın garantisi olduğunu belirten Sungur, ekliyor: Aşkla yapılan seks ziyafet gibidir. Aşksız olanı ise sıradan bir yemektir.Devamını oku...
Modern dünyada mutlu ve sağlıklı ilişkiler yaşamak giderek güçleşirken uzmanlar konuyu masaya yatırdı, sıkça yapılan hataları ve mutlu ilişkiler için yapılası gerekenleri sıraladı. 'Aşk diye bir şey yok' diye kestirip atmayın, tavsiyelere kulak verin.
Reha Muhtar'ın son günlerin güncel konusu üzerine görüşleri :
Hayat nasıl da değişti?... Nerelerden nerelere geldi?... “Beni ne doktorlar, ne avukatlar istedi de babam vermedi” yollu güzel ve istenen kadın tekerlemesi tersine dönüp, “erkeği hak eden kadın” haline geliverdi...
Devamını oku...
Beykoz'daki sokak hayvanlarının kaderi son bir yılda değişti. Hep kötü haberlerin geldiği ilçede, artık hayvanlar adına güzel şeyler yapılıyor. Belediye ve gönüllüler el ele verip, önce barınağı düzeltti. Şimdi de sahiplendirme çalışmalarına hız verilmiş durumda
Devamını oku...
Bilim, hayvanların duyguları olduğu konusuna hep şüpheyle yaklaştı. Ancak Newsweek dergisinin yeni sayısındaki habere göre, yapılan son araştırmalar, hayvanların da duygularının olduğunu ve her birinin farklı kişilikler sergilediğini ortaya koydu.
Bu moda çekiminin modelleri, barınak köpekleri... Köpek ürünleri satan bir internet sitesi için poz veren Üsküdar Barınağı'nın sevimli sakinlerini sahiplenecek aileler aranıyor
Devamını oku...
Kaybolan köpeğini, ‘abdest bozuyor’ diye eşi gazete ilanıyla hibe etmiş. İstanbul’da iki ay önce kaybolan 16 aylık doberman cinsi köpeği ‘Esmer’i, afişler bastırıp il il dolaşarak Türkiye’nin dört bir yanında arayan ve Bodrum’un Ortakent Yahşi Beldesi’ndeki çiftlikte bulan Dr. Zuhal Eşmen, öğrendiği gerçekle şoke oldu.
6 bomba arama köpeği, polis aracında unutulunca havasızlıktan öldü. Köpekler arasında 2007'de 580 kilo patlayıcının yerini tespit eden "Maske" adlı Alman Kurdu da var.
Kedi köpek pansiyonu denilince akla, kafesler içindeki mutsuz hayvanlar geliyor değil mi? Ama artık sevimli dostlara özel evlerini hiç aratmayacak, son derece lüks konaklama mekânları var
Devamını oku...
Avustralya'da 'Clyde' adlı bir kedi, 3 yıl süren gizemli yolculuğunda 3 bin 800 kilometre yol kat ederek sahibine kavuştu.