|
12 Eylül'de Aya İrini Müzesi'nde bir konser verecek. Hayatı boyunca şizofreni hastalığıyla boğuşan ve 12 yıl akıl hastanesinde yatan 'deli dahi', Dünyanın en önemli piyanistlerinden biri kabul edilen ve hayatı Oscar ödüllü 'Shine' filmine konu olan David Helfgott.
David Helfgott, dünyaca ünlü bir piyanist. Hem şizofren hem de üstün yetenekli bir dahi. Aynı zamanda ünlü besteci Rachmaninoff'un dünyanın çalınması en zor parçası olarak bilinen 3. Piyano Konçertosu'nu eksiksiz çalabilen sayılı piyanistlerden biri. Tüm dünyaca tanınmasını sağlayansa, onun dahilik ile akıl hastalığı arasında gidip gelen, büyük başarılar ve trajedilerle dolu yaşamını beyazperdeye taşıyan 'Shine' filmi oldu. Avustralyalı yönetmen Scott Hicks'in çektiği 1996 tarihli film, Helfgott'u büyük bir başarıyla canlandıran Avustralyalı aktör Geoffrey Rush'a da En İyi Erkek Oyuncu Oscarı'nı kazandırdı. Helfgott'un çarpıcı hayat hikayesine gelince...
1947'de Avustralya'da doğan Polonya asıllı David Helfgott, 5 yaşında piyano çalmaya başladı ve olağanüstü yeteneği sayesinde kısa sürede 'dahi çocuk' olarak ünlendi. Ancak piyanoda harikalar yaratırken despot babasının başarılı olması yönünde aşırı baskısı yüzünden ruh sağlığı hasar gördü. Burs kazanarak Londra'ya dünyanın en prestijli okullarından Kraliyet Müzik Akademisi'ne giren Helfgott'ın yıldızı burada da parladı. Ancak onun tek bir hedefi vardı: Dünyanın çalması en zor piyano eserleri olarak görülen Sergei Rachmaninoff'un 3. Piyano Konçertosu'nu eksiksiz çalabilmek. Sonunda bunu başardı; verdiği konserle herkesin aklını başından aldı. Ama hemen ardından büyük bir sinir krizi geçirerek kendi aklını kaybetti. Şizofreni teşhisiyle 12 yıl bir akıl hastanesinde yatan ünlü piyanist, bu süre boyunca onu müziğin delirttiğini düşünen doktorları yasakladığı için hiç piyano çalamadı. Sonunda hastaneden çıktığındaysa bir barda 'kaçık bir bar piyanisti' olarak çalışmaya başladı. Ta ki bu sırada tanışıp evlendiği eşi Gillian onu sahneye dönmeye teşvik edene kadar... 1984'teki geri dönüş konseriyle dünyanın en önemli piyanistleri arasına giren Helfgott hala bir yandan şizofreniyle boğuşurken dünyanın dört bir yanında konserler vermeye devam ediyor. Bu ünlü 'deli-dahi' sonunda 12 Eylül'de, İstanbul Aya İrini Müzesi'nde canlı olarak karşımıza çıkacak. David Helfgott ile konser öncesi bir röportaj yaptık.
Piyano çalmaya 5 yaşında başladınız ve 'dahi çocuk' olarak ünlendiniz. Bu hayatınızı nasıl etkiledi? Büyük konser piyanistlerinin çoğu küçük yaşlarda dahi çocuk olarak kabul görmüştür. Ben de onlardan biri olduğum için mutlu olmuştum. Konserlerde, yarışmalarda piyano çalmayı, ödüller kazanmayı da sevdim. Tek dezavantajı tüm zamanımın piyano başında geçmesiydi; bu yüzden pek arkadaş edinemedim.
Müzik çevreleri sizi zaten tanıyordu. Ama dünya çapında tanınmanız 'Shine' filmi sayesinde oldu. Film hakkında ne düşünüyorsunuz? Eşim Gillian ve ben 'Shine' filmiyle gurur duyuyoruz. Çok ilham verici bir film olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu film, zihinsel hastalıklardan mustarip insanlara hayatta karşılaştıkları zorluklarla daha güçlü bir şekilde mücadele etmeleri konusunda yardımcı oldu. Benim de kendimle daha çok gurur duymamı sağladı.
Filmde babanız, aşırı baskıcı ve son derece otoriter bir figür olarak yansıtılıyor. Bu baskı da sizin akıl sağlığınızın bozulmasına yol açıyor. Kız kardeşiniz Margaret Helfgott filmden sonra 'Out Of Tune' adlı bir kitap yazıp filmde anlatılanların doğru olmadığını iddia etmişti. Peki, gerçek hangisi? Filmde anlatılanlar kesinlikle doğruydu. Babam çok otoriter, çok katı bir adamdı. Evde patron oydu. Ben 19 yaşında evden ayrıldım. Ama onunla olduğum sürece benim yaşadığım deneyim bu yöndeydi ve film de kız kardeşimin değil benim hikayemi anlatıyor. Zaten daha sonra ailenin diğer üyeleri de Margaret'in yazdıklarına katılmadıklarını dile getirdiler. Bu tartışmaların ardından neyse ki, bugün artık tüm aile uzlaşmış ve birleşmiş durumda.
- 12 yıl akıl hastanesinde yattıktan sonra 1984'te yeniden sahnelere dönmeyi başardınız. Yıllar sonra tekrar sahneye çıkarken neler hissetmiştiniz? 12 yıl aradan sonra tekrar piyanonun başına oturduğumda müzik parmaklarımdan kendiliğinden akıyor gibiydi. Eşim Gillian'ın tekrar sahnelere dönmemde ve tüm hayatımda paha biçilmez bir rolü oldu. O eşsiz bir insan, benim güven kaynağım, en büyük dayanağım. Onun teşvikiyle 1984'te tekrar sahneye çıkarken profesyonel konser platformuna tekrar döneceğim için son derece heyecanlıydım ve tekrar solo bir resital vereceğim için minnettardım.
ARTIK HAYATIMDA TRAJEDİLERE YER YOK - Bir röportajınızda 'hayat zaferler ve trajedilerden ibarettir' demişsiniz. Öyle mi? Ben gerçekten çok fazla trajedi yaşadım. Ama şimdi hayatımda olanları mucizeler olarak görüyorum. Artık hayatımda trajedilere yer yok.
- Rachmaninoff'un 3. Piyano Konçertosu'nu eksiksiz çalabilen sayılı piyanistlerden birisiniz. Filmde bu konçertoyu çalıp bitirdiğinizde sahnede sinir krizinizi geçiriyordunuz. Gerçekte de böyle mi oldu? Bu konçertoyu çalarken ne hissediyorsunuz? Beni yıkan o sinir krizini sahnede değil ama o performanstan çok kısa bir süre sonra geçirdim. Sebep kesinlikle müzik değil, kişisel problemlerden kaynaklanan aşırı üzüntüydü. Bu konçertoya gelince; bugün de hala ne zaman bu konçertoyu çalsam notalar ve müziğin içinde kayboluyorum, başka bir yere ve zamana geçiş yapıyorum. Bu parça varlığımı mutlulukla dolduruyor ve bu ilham verici deneyimi yaşadığım için kendimi kutsanmış hissediyorum.
- Peki, çalmayı en sevdiğiniz eserler hangileri? En sevdiğim eser Rachmaninoff'un 3. Piyano Konçertosu. Rachmaninoff'un diğer eserlerini ve Franz Liszt bestelerini çalmayı seviyorum. Liszt'in eserleri arasında en sevdiğimse B Minör sonatı.
- Piyanonuzla ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? O benim mükemmel arkadaşım. Onu büyük bir içtenlikle, yürekten seviyorum.
ASLA VAZGEÇMEYİN! Bilim İlaç'ın Ana Sponsorluğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı'nın desteği ile düzenlenen David Helfgott konseri, Şizofreni Dernekleri Federasyonu ve Bilim İlaç'ın şizofreni hastalığına dikkat çekmek amacıyla düzenledikleri Gerçekler Maskelenmesin projesine de destek veriyor. Bu projeyle şizofreni hastalarına ilham vermeyi hedefleyen Helfgott, şizofreni hastaları öykü yarışmasının da jüri üyeleri arasında bulunacak.
- Bu konser şizofreni hastalığına dikkat çekmeyi de amaç ediniyor. Bu tür bilinçlendirme çalışmalarına sık sık destek veriyor musunuz? Evet, akıl hastalıkları, zihinsel rahatsızlıklar, alkol ile uyuşturucuya bağlı ruh hastalıkları gibi konularda yardım amaçlı konserler veriyorum. Zihinsel rahatsızlıklardan mustarip olanlara yardımcı olabilmek ve bu konuda bilinci artırabilmek için elimden gelen her şeyi yapıyorum.
- Böyle bir rahatsızlığı yaşamış biri olarak bu hastalıktan mustarip olanlara nasıl bir mesaj vermek istersiniz? Asla vazgeçmeyin, mümkün olduğunca pozitif olanı görmeye çalışın. Sevgi her zaman kurtuluş için bir yol bulur çünkü kalbin kendine göre bir yöntemi ve kendine özgü bir gücü vardır.
|