“Avrupa Yakası”nın bitmesine iki bölüm kaldı. Dizide Yaprak’ı canlandıran Hale Caneroğlu bir yandan da yeni albümünün heyecanını yaşıyor. Geçtiğimiz günlerde Avrupa Yakası’nın son bölümü de çekildi çekilmesine ancak Caneroğlu’nun hayatında henüz bir yavaşlama yok.
Şu sıralar ATV’de yayımlanacak iki yarışmanın çekimleriyle meşgul, birinde sunuculuk yapacak, diğerinde ise jüri üyesi. Ayrıca konser üzerine konser veriyor, “Çok içime sindi” dediği ve yakında piyasaya çıkarmayı planladığı ilk albümü de tamamlanmak üzere. Ayrıca Orkid’in yürüttüğü “Mutlu Özel Günler” kampanyasının da sözcüsü.
Albüm yakında piyasaya çıkıyor... Evet. Albüm benim çok içime sindi. Tamamen batı sound’unda bir pop albümü olacak. Caz meraklısı olduğum zannediliyor ama benim cazla uzaktan yakından ilgim yok. Alaturka ya da fantezi pop da yapmıyorum. Modern pop şarkıları söylüyorum albümde de.
Kimlerle birlikte çalıştınız? Aranjörüm abim Hakan Caneroğlu. Albümde bana şarkı sözü yazmayı öğreten sevgili Aysel Gürel’den, bir de Gökhan Şahin’den bir şarkı var. Diğer şarkıların hepsinin sözlerini ben yazdım. Şarkılarımda kendi öykülerimi anlattım. Hayata dair bir derdim var. Bunu, iç dünyamı en samimi şekilde albüme yansıtmaya çalıştım.
En iddialı şarkınız hangisi? “İddialı” kelimesini asla kullanamam. İddialı olup olmadığımı dinleyici belirleyecek. Ama çok kaliteli bir albüm olacağını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Albümde çok sevdiğim bir slow şarkım var rahmetli babam için yazdığım. Adı “Yine de Söyler miydin?”
“20-30 yıl sonra kendimi şurada görmek istiyorum” gibi bir hayaliniz var mı? Olmaz mı? Pop star olmayı umuyorum. Ayrıca önümüzdeki 20 yıl içinde bir kere de olsa Broadway’de bir müzikalde yer almak istiyorum. Bunula ilgili geçen yıl New York’a gittim ve ön çalışmalarımı yaptım. Amerika’da zaten müzikal eğitimi almıştım. Geçen yıl New York’a gittiğimde ise tekrar müzikal hocamdan özel ders aldım. Ama yurtdışında başarılı olmanın birinci koşulu kendi ülkenizde rüştünüzü ispat etmiş olmanız. Ben bu yolu daha tamamlamadım.
“Bu iş kilometre işi, sahnede kilometre yaptıkça ustalaşacağım” demiştiniz bir keresinde. Kaç kilometre yaptınız? Üç yılda bayağı kilometre yaptım ama bu çok uzun bir yolculuk ve ben daha yolun çok başındayım. Şu an albüme odaklanmış durumdayım. Şan ve dans derslerim de devam ediyor.
“Avrupa Yakası” bitiyor. İçinizde bir burukluk var mı? Hem de çok. Son çekimleri yapıyoruz. Bu röportaj yayımlandığında tamamlanmış olacak. Okulda yaz tatiline çıkarken arkadaşlarınızla vedalaşır, eylülde tekrar kavuşacağınızı bilirsiniz. Ama mezuniyetlerde herkes ağlar. Biz de mezun oluyoruz. Hayatımızda önemli bir dönem bitiyor.
“Yaprak” size çok benziyor. Yaprak benden çok şey taşıyor. Ben de çok enerjiğim, pozitifim, sağlıklı yaşamaya gayret ediyorum. Ayrıca modaya çok meraklıyım. Dizide giydiğim giysilere çok müdahale ederdim. Şu an çektiğimiz yarışma programında da bu konuda baş belasıyım. Özlem Süer, A46 ve Maçka’yı çok seviyorum. Ayakkabıda ise Marc Jacobs’u beğenirim. Dolce&Gabbana, Prada, Moschino, Cloe sevdiğim markalar arasında. Moda en büyük zaafım.
Dizinin başından sonuna kadar oynadınız... Evet. 190 bölümün 190’ında da yer almış üç oyuncuyuz: Ben, Gülse ve Levent. Bu dizi Türkiye’de komedi olarak yer alabileceğiniz en kaliteli yapımlardan biri. Bu kadar sevilen, sayılan, başarılı bir yapımda olmayı istememek bana saçma geldi her zaman. Ben dizinin sonuna kadar tadını çıkardım.
“Dövüşen, kılıç kullanan bir kişiyi canlandırmak isterim”
Bir sürü yeni projeye girişmişsiniz... Evet. ATV’de “Ah be güzelim” adlı bir yarışma programının sunucusuyum ve başka bir yarışma programında da jüri üyesi olacağım. Yaz boyu bu programları izleyebileceksiniz. Çok cazip, Yaprak’a benzemeyen bir oyunculuk teklifi gelirse bunu da kabul edebilirim. Sinemada oynamayı da çok istiyorum. “Kill Bill”de Uma Thurman’ın oynadığı Black Mamba rolü bugüne kadar en kıskandığım ve oynamayı arzu ettiğim roldür mesela. Dövüşen, kılıç kullanan bir kişiyi canlandırmak, aksiyon filminde rol almak çok isterim. Zaten okçuydum, eskrim de yaptım küçükken.
Pek yok ama boş zamanlarınızda ne yaparsınız? Spor yaparım. Haftada iki gün kinesis, iki gün pilates yapıyorum. Bunları kardio ile sonuçlandırıyorum. Yüzmeye de çalışıyorum. Ayrıca film izlemeyi, doğaya çıkmayı, kitap okumayı seviyorum. Özellikle de polisiye ve macera kitaplarını. Harry Potter serisine hastaydım. Ayrıca resim yaparım. Biz ailece sanata düşkünüz. Annem ve babam sahnede tanışmışlar. Babamın yönettiği bir oyunda annem başroldeymiş. Babam Samsun Oda Tiyatrosu’nun kurucularından. Annem öğretmendi. Hayali müzik öğretmeni olmakmış ama matematik öğretmeni olmuş.
Müdavimi olduğunuz bir mekan var mı? Rumelihisarı’nda oturuyorum ve evimi çok seviyorum. Bir yere gideceksem de yine Hisar’da Sade Kahve’ye gidiyorum. Daha sakin olduğu için Anadolu yakasında artık daha çok vakit geçirmeye başladım. Orada kendimi daha özgür hissediyorum. Fenerbahçe, Moda, Bostancı ve Kanlıca’da dolaşıyorum...
Şu an bir de “Kızlar regl olunca parti yapsınlar” diyorsunuz... Evet. Orkid’in “Mutlu Özel Günler” kampanyasının sözcüsüyüm. Bu, kadınların ve genç kızların mutluluğu üzerine bir kampanya. Doğamızda olan bir şeyi utanmadan paylaşabilmemizi, adet dönemlerini de diğer günlerden farksız, özgür ve mutlu geçirmemizi sağlayacak bir kampanya bu. Orkid’in Özel Günler Araştırması’nın sonuçlarına göre Türkiye’deki kadınların yüzde 63’ü bu günlerini diğer günlerden farksız geçiriyor, yüzde 77’si regl konusunda artık açıkça konuşabiliyor. Bence erkeklerin sünnetleri kutlandığı gibi kızların da ilk adet gördükleri gün kutlanmalı. Bunu ilk kez Duygu Asena önermişti. Biz de arkadaşlarla gecikmiş bir regl partisi yapalım dedik. Belki yaparız.
|