| FOMA'nın albümü çıktı |
| Editör tarafından yazıldı |
| Pazar, 15 Mart 2009 01:53 |
Türkiye’de “sert” denilebilecek bir müzik yapmak hiçbir zaman kolay olmadı. Kimi zaman arz talep meselesiydi durum, kimi zamansa yalnızca korku.
Rock müziğe ket vuran belki de bu olmuştu. Ama artık bunları geride bırakmış, ticari kaygıdan uzak, geceleri yatağına rahat gidebilen insanlardan kurulmuş bir rock grubu var Türkiye’nin: Foma. Ama yalnız değiller, başka bir grup daha var işin içinde. 1996’da Finlandiya Sibelius Akademisi’nde çello bölümünün dört öğrencisiyken Metallica şarkılarını yorumladığı albümleriyle dünyaca tanınmıştı Apocalyptica... Aradan 13 yıl geçti. Şimdi ise Foma’nın Apocalyptica ile birlikte çalıştığı Albüm yayınlandı.
Mavi Sakal üyelerinden Batur Yurtsever, Murat Tümer ve Tanju Eren’in Evren Uysal ile birlikte kurdukları Foma korkusuzca dilediği müziği yapıyor. Tanju Eren’in en sevdiği roman olan Kurt Vonnegut imzalı Kedi Beşiği’nden geliyor grup ismi. 2007 temmuzunda yapacakları proje için gruplarına vokal ararken 4X4’ten Deniz Tuzcuoğlu’nun tavsiyesi üzerine Evren Uysal’la tanışıyor grup üyeleri ve aradıklarının Uysal olduğunu hemen anlıyorlar; böylece 14 Temmuz 2007 Foma’nın doğum tarihi olarak müzik tarihindeki yerini alıyor. “Geçen sene üç şarkı yaptık ve EP olarak yayınladık, yalnızca bin tane basıldı ve bizden bir şeyler bekleyenlere adımızı duyurduk” diye anlatıyor davulcu Murat Tümer. Apocalyptica kadar ünlü bir grupla çalışmalarını ise “Opus 8’e yaylı çalınması lazımdı, bunu en iyi Apocalyptica yapar dedik. Gruba onlarla çalışmak istediğimizi söyledik ve şarkımızı gönderdik. Dünya turnelerinde olmalarına rağmen hemen cevap geldi ve bizle çalışmak istediklerini söylediler” diyerek açıklıyorlar. Foma ilk albümleri Albüm’de, hem Apocalyptica hem de usta caz trompetçisi İmer Demirer gibi türlerinin usta isimleriyle çalıştığı için çok memnun.
Ondan sonra dünyanın en iyi stüdyolarından biri olan Finlandiya’daki Finnvox’la çalışmaya karar verdik çünkü bizi en iyi onlar anlıyor ve yansıtıyor” diyen Foma “Bu dörtlü bir araya gelince ortaya çıkan adamın yaptığı müzik bu oldu” diyerek devam ediyor söze. Niceliğe değil niteliğe önem verip, gerek yurt içi gerek yurt dışında gereken kesime ulaşmaya başladıklarını anlatıyorlar. “Albümü kaydettikten sonra iki büyük plak şirketine gittik ve dinlettik. Bize, ‘elinize sağlık ama bu albüm Türkiye’de olmaz’ dediler. Dışarı çıktığımızda birbirimize bakıp sarıldık ve ‘evet doğru yoldayız’ dedik. Zira yaptığımız müziği anlamayacaklarını biliyorduk” diyor Tümer ve Batur Yurtsever “Müzik ticaretin malı değildir” diyerek tavrını ortaya koyuyor. “İnanmadığın bir şeyi kolayca yapmak mı, inandığın bir şeyi zor koşullarda yapmak mı daha zor” diye soruyor Tanju Eren. Cevap aslında çok açık değil mi?
|