Geçen yıl çıkan cover albümüyle eski şarkılara yeni bir soluk getiren Göksel, yeni albümü 'Hayat Rüya Gibi' ile 1970'li yılların unutulmaz şarkılarını söylemeye devam ediyor.
On yılı aşkın bir süre önce adım attığı müzik dünyasında kendisine özgü şarkılarıyla beğeni toplayan Göksel, ara dönem olarak adlandırdığı şu sıralarda bizi eskilere götürmeye devam ediyor. Geçen yıl 'Mektubumu Buldun Mu?' adlı albümüyle geçmiş zamanlara giden sanatçı, yeni albümü için de gittiği yerden geri dönmemiş; 'Hayat Rüya Gibi'de Bora Ayanoğlu'ndan Sezen Aksu'ya, Orhan Gencebay'dan Fecri Ebcioğlu'na kadar 1970'li yılların ünlü isimlerinden 14 şarkı yer alıyor. Hasretinle Yandı Gönlüm gibi 'ağır' şarkılar da var, Ah Nerede gibi 'sabun köpüğü' şarkılar da... 'Kendi bestelerini söylemek için daha fazla gecikmesin' diyenlerdenseniz, bir yıl içinde onun da gerçekleşeceğini söylüyor Göksel.
- Önceki albümünüz de tamamen eski şarkılardan oluşuyordu, kendi bestelerinizi unuttuk neredeyse... 2001'deki albümde okuduğum 'Günün Birinde' ve 'Niyet' beğenildiğinden beridir eski şarkılardan oluşan bir albüm beklentisi vardı. Ben de çok istiyordum ve birbiri ardına geldi işte.
- Okuduğunuz şarkıları hangi kritere göre belirlediniz? Öncelikle bende his uyandıran, sevdiğim şarkılar olmasına dikkat ettim. Önceki albümde sıkça söylenmemelerine de önem vermiştim ama burada artık o çok ön planda durmadı, ne kadar kaçarsam kaçayım hep birilerinin söylediği şarkılara rastladım. Bu iki albümün bir bütünlük içinde dinlenebilmesini istemiştim, bunu becerebildim sanırım. Öncekindeki şarkıları birçok dinleyici sanki ben yazmışım gibi algıladı. Şarkıların duygusunu doğru aktardığımı düşünüyorum. İnşallah bu albümü de beğenirler.
- Bu şarkıların bir hikayesi var mı? Hepsinin yok ama bazılarının tabii ki var. Çocukluğum bu şarkıların arasında geçmişti ve arşiv çalışmaları sırasında o zaman zevkle dinlediklerimi buldum. Mesela Eylülde Gel'in biz kahvaltıdayken sürekli çaldığını hatırlıyorum.
1970'LERDE, DOLAPTAKİ KÜÇÜK ŞARKICI - Müzisyenliğinizde o ortamın, ailenizin rolü büyük galiba... Radyomuz hep açıktı evde ve babam ben küçükken çok şarkı söylerdi hala da söyler. Türk sanat müziği dinlerdi, daha klasik olduğu için; Gönül Yazar, Neşe Karaböcek çok severdi. Benim hayatımda sahip olduğum ilk albümü de doğum günümde o hediye etmişti; Ajda Pekkan'ın bir albümüydü. Aslında bizim ailede herkes şarkı söylüyordu ve müzik severdi, halamın mesela hem sesi güzeldi, hem geniş bir repertuarı vardı. Onların sesleriyle büyüdüm ama benimki abartılı bir durumdu. Sürekli şarkı söyleyen 13-14 yaşında bir kız çocuğu düşünün. Artık herkes rahatsız olmaya başlamıştı. Ben de kendimi dolaba kapatıp şarkı söylemeye başlamıştım. Bana bu dolap işi ilginç gelir, doğru bir şey yapmışım demek ki...
- Dolapta şarkı söylemekle mi doğru yapmışsınız? Evet, stüdyoda bir nevi kapalı kutunun içinde çalışıyoruz zaten. O zamanki kaçamaklar şimdi hayat şekline dönüştü.
- Konservatuara gitmemişsiniz ama özel bir sesiniz var. O açığı iyi müzisyenlerden şan dersleri alarak kapattım. Sesimin renginin farklı olduğunun farkındayım ama galiba yaptığım en iyi iş duygu aktarımı.
- Yetenek mi bu yoksa çok çaba harcadınız mı? Tanıdığım o kadar çok yetenekli insan vardı ki ama devam etmeyip bıraktılar bu işi. Yetenek önemli ama çalışmak, azimli olmak ve tutkuyla bağlanmak gerek. Bir şey olmak, bir yerlere ulaşmak için yapmıyorum ama yapmadan da duramıyorum. İnsan psikolojisi çok ilgimi çekiyor. Lisedeyken günlerim insanların duygularını incelemekle geçerdi. Üniversitede psikoloji okumayı istiyordum, felsefeyi kazandım ama psikoloji ilgimin faydasını çok gördüm.
- Albüm çalışmalarınız dışında, gününüzün ne kadarı müzikle geçer? Bütün uğraşım bu ve bundan hiç sapmadım, başka şeylerle ilgilenmedim. Müzik konusunda takıntılı ve detaycıyım. İyi iş için bu gerekiyor. Hala şan dersleri alıyorum mesela, inanılmaz rahatlıyorum. Sesi zinde tutmak açısından birinin sesini takip etmesi çok işe yarıyor. Ayrıca konsantrasyon da hoşuma gidiyor, duygusal terapi gibi geliyor bana.
- Sizin için özel bir şarkı var mı bu albümünüzde? En sevdiğim 'İçime Sinmiyor'. Onu çocukken çok dinlemiştim, Sezen Aksu'nun fazla bilinmeyen bir şarkısı, ben ortaokula giderken keşfetmiştim. Bir gün bu şarkıyı söyleyebileceğim aklıma gelmezdi, stüdyoda söylerken çok tuhaf hissettim kendimi.
ROL MODELİ AJDA - 1970'lerden beğendiğiniz, rol modeli şarkıcınız kim? Ajda Pekkan'ın çok çalışkan biri olduğunu düşünüyorum, onun bu yanını ve kendisini sürekli geliştirme arzusunu örnek aldım. Bir de kendi şarkılarını söyleyen, fazla yorumculuk yapmayan şarkıcılar var, Hümeyra, Sezen Aksu gibi. Onları çok dinlerdim ve üzerimde hepsinden izler var.
- Ortak bir çalışma yapmak ister miydiniz onlarla? Sezen Aksu'yla aynı sahnede şarkı söyledim, vokalistliğini de yapmıştım. Ajda Pekkan'la da isterim tabii ama hiç denk gelmedi. Onlardan birinin benim bir şarkımı okuması çok hoşuma giderdi.
- Var mı böyle bir çalışmanız? Gönül Yazar'ın yeni albümü çıktı. Eski şarkılarımdan birini, Firar'ı söyledi. Dinlemedim daha, çok merak ediyorum. Fakat benim şarkı sözlerim genellikle, nasıl söylesem biraz kız şarkısı sözleri gibi. İlk zamanlarda daha fazla öyleydi. Olgun bir kadının değil de, şehirli bir kızın hikayeleri gibi. Mesela Depresyondayım'ı Ajda Pekkan'ın söylediğini düşünemiyorum.
- 'Kız şarkıları' yazmak bilinçli tercihiniz miydi? Yok, hayır bilinçli bir tercih değil. O dönemlerin üzerinden mesela Depresyondayım'ı yazdığım zamanın üzerinden 10 yıl geçti, içimden öyle geliyordu o sıralarda.
- Bu albümün devamı gelecek mi? Yok, hayır gelmeyecek kesinlikle. Fakat yeni albümlerimde de bir iki tane eski şarkı seslendirebilirim yine. Bu bir ara dönemdi, artık kendi şarkılarımı söylemenin zamanı geldi. Bir sene içinde çıkacağını tahmin ediyorum yeni albümüm.
AÇGÖZLÜLÜK BENİ KORKUTUYOR - 1970'li yıllar neyi ifade ediyor, çok mu önemli sizin için? O yıllarda dinlediğim şarkıların etkisi üzerimde çok kalmış, bazı şarkılarım eski şarkıymış hissi yaratıyor bundan dolayı. O dönemlerde çocuktum, belki dışarıdan konuşmak gibi olacak o yüzden. O zamanlarda hayat daha zormuş ama yine de bugünkünden güzel yanları vardı; insanların daha samimi ve yakın olduğunu düşünüyorum. Bugün bireysel bir yaşam içinde herkes. Teknolojinin insan hayatına çok şey katarken bir yandan dünyayı tahrip ettiğini düşünüyorum. Bu insanların ruhunu, doğasını da tahrip ediyor. Ayrıca çocukluğumdan özlediğim şeyler de var.
- Neleri özlüyorsunuz? Küçük bahçeli apartmanlar vardı, Suadiye'de öyle bir yerde büyüdüm, bahçede kaplumbağalar dolaşırdı. Denize yürüyerek gidecek kadar yakındık. Ben yakalayamadım ama kuzenlerimin çocuklukları Suadiye Plajı'nda geçmiş. Her şeyi istemenin, açgözlü olmanın sonucunu yaşıyoruz bugün. Açgözlülük beni korkutuyor.
İKİNCİ EL KIYAFET GİYİYORUM - Yalnızca şarkılarınız değil, giyiminiz de 1970'li yılları hatırlatıyor. Her zaman böyle mi giyinirsiniz? Evet, bu albümler hiç yokken bile, ikinci el kıyafetler bakıp o yılların tarzını giyerdim hep. Bugün ne o modellerde ne de o desenlerde giysi bulmak mümkün.
- Nereden buluyorsunuz? Birkaç tane bildiğim çok iyi ikinci el satan dükkan var. Ece Sükan'dan güzel şeyler buluyorum mesela. Albüm kapağında giydiğim kıyafeti de oradan almıştım.
ROMANTİK, SEKSİ, UTANGAÇ... HEPSİNDEN BİRAZ OLABİLİR - Hakkınızdaki yakıştırmalar birbirinden epey farklı. Bazıları romantik, bazıları seksi, bazıları masum ve utangaç buluyor sizi. Bunlardan hangisisiniz? İsteyen istediğini yakıştırabilir. Hepsinde doğruluk payı olabilir biraz. Bunlardan biri gibi görünmek için herhangi bir çaba harcamıyorum ama.
- Sürekli sakin bir görünümünüz var kliplerinizde, gerçek hayatta da böyle misinizdir? Evet, sakinim ama bu hüzünlü, melankolik olduğum anlamına gelmesin. Neşeli biriyimdir. Yalnızca bazı insanlar gibi egolarına kapılıp ilgi çekmek için 'Ben buradayım, ben buradayım' diyerek bas bas bağırmak hoşuma gitmiyor.
- Hayranlarınız artık sizden kendi bestelerinizi duymak istiyor galiba... Aslında ikiye ayrılıyor, bazıları kendi bestelerimi söylememi istiyor ama bazıları da eski şarkıları yorumlamamı çok istiyorlar. Hatta sürekli şarkı önerisi geliyor, şunları söyle diye. Benim adıma ikisi de memnuniyet verici.
|