Anasayfa kültür - sanat görsel sanatlar Tango: Bir tutkunun yolculuğu
Tango: Bir tutkunun yolculuğu
Editör tarafından yazıldı   
Salı, 01 Aralık 2009 20:00

tango00BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tango müziğini ve dansını dünya kültür mirasının bir parçası ilan etti. Bu karar Arjantin ve Uruguay’ın ortak isteği üzerine 24 üyeli Hükümetler Arası Kültürel Miras Komitesi tarafından alındı.

Komitenin Abu Dahabi’de yapılan ve 400 uzmanın katıldığı toplantısında tango insanlar için koruma altına alınmaya değer gelenekler arasında görüldü.

 

Şimdi bu karardan mutlu olanlar ile birlikte hoşlanmayanlar da var. Onlar tangonun içinin boşalacağını düşünen kişiler. Ancak sevinen kısım binlerce kaydedilmemiş şarkıyı arşivlemek ve tangonun özgünlüğünü kaybetmemiş bir sanat formu olarak kalmasını sağlamak için dünya çapında akademiler kurma hayalini kuruyor.

Bir de iki ülkenin ortakdaşa verdiği öneri var, topraklarından geçen nehrin adını taşıyacak Rio de la Plata Tango Orkestrası’nın kurulması.

Zaten tangonun koruma altına alınma isteği Arjantin ile Uruguay arasında uzun süredir süren bir savaşı bitirmişti. Tangonun esas doğum yeri Rio de la Plata. Burası iki ülkenin topraklarından geçen nehrin adı.

tango07

TANGONUN TARİHÇESİ
Dans dergisi Genel Yayın Yönetmeni Cemal Atila ntvmsnbc’ye tangonun tarihçesini anlattı;

“İspanyollar tarafından 1580’li yıllarda kurulan Buenos Aires, 19.yüzyıl sonlarında çarpıcı ekonomik gelişmelerin yaşandığı bir liman kenti haline gelmişti. Bu türden liman kentlerinin neredeyse tümünde karşımıza çıkacağı üzere, ekonomik cazibenin bir sonucu olarak, Buenos Aires de yoğun bir göçmen nüfusa ve dolayısıyla onların heterojen kültürlerine ev sahipliği yapıyordu. Genellikle kalifiye olmayan işlerde çalışan göçmen nüfus kentin banliyölerinde, adına “arabal” denilen derme çatma mahallelerde yaşamaktaydı.

Hakim Arjantin kültürüne karşılık, bu yoksul banliyölerde tümüyle farklı bir kültürel iklim hüküm sürüyordu. Erkek nüfusun ağır bastığı göçmenler arasında “compadrito” (genç kabadayı) olarak tabir edilen bir figür ön plana çıkıyordu. Yüksek topuklu ayakkabı giyen, fötr şapka ve boyun fuları takan ve bellerinden bıçaklarını eksik etmeyen compadritolar pek de tekin tipler olarak görülmüyordu. Öte yandan, ağırlıklı olarak bu erkek göçmen nüfusa hitap etmek üzere, Buenos Aires’te pek çok genelevi kurulmuştu.

Genelevlerin etrafında oluşan eğlence sektörü, göçmenlerle birlikte Avrupa, Afrika ve Küba gibi ülkelerden gelen müzik ve dans akımlarının iç içe geçtiği ortamlar yaratıyordu. Arjantin’in yerel dansları arasında compadritoların favorisi olan milonga dansı tüm bu etkileşimle birlikte yeni bir çehre kazanıyor ve Afrika ya da Portekiz kökenli olduğu sanılan tango sözcüğü bu yeni dansın adı olarak öne çıkıyordu.

Yoksul genç kabadayılar ile genelev ahalisinin kaderlerinin kesiştiği sefil ve bir o kadar da katı koşullarda ortaya çıkan tango, hiç kuşkusuz Arjantin’in üst ve orta sınıfları ve hatta işçi sınıfının belli kesimleri tarafından şiddetle reddedilecekti. Ne var ki, Arjantin yüksek sosyetesinin iyi eğitimli erkekleri de genelev ziyaretçileri arasında olduklarından, bu yeni akım onlara da sirayet ediyordu. Yüksek tabakaya mensup erkekler, gözden ırak küçük mekanlarda veya garsoniyer tarzı özel mekanlarda tango yapmaya başlıyordu.

Bu kısmi kabul yavaş yavaş tangonun nispeten daha ‘temiz’ gece kulüplerinde ve dans salonlarında icra edilmesine yol açacaktı. Bu aynı zamanda, tangonun doğduğu orijinal ve kapalı ortamdan koparak dışa doğru bir yolculuğa çıkması anlamına geliyordu. Ve bu kopuşun bir sonucu olarak, compadritolara has kaba saba agresif figürler yerlerini daha kabul edilebilir yumuşak, daha az erotik olan hareketlere bırakıyordu. Kendi beşiği olan sefil mahallelerden koparak, figürlerini yumuşatarak ehlileşen tango artık hızla popülerleşebilirdi. Nitekim 1900’lü yılların başında, geniş bir müzik repertuarına kavuşan tango, saygın gece kulüplerinden tiyatro salonlarına dek uzanan geniş bir mekan yelpazesinde kendisine hayat alanı bulmuştu.

Bu yaygınlaşma henüz Arjantin’de tangoya meşruiyet kazandırmamışken, birinci dünya savaşından hemen önce Londra ve Paris’te tango dans ortamlarının gözbebeği olmaya başlıyordu. Üstelik bu kez alt tabakalar falan değil, doğrudan doğruya Londra ve Paris sosyetesi adeta tango çılgınlığına kapılmış görünüyordu. Tangonun Avrupa’da bu şekilde popüler olması, Avrupa’da yaşayan seçkin Arjantinliler için adeta bir kabusa dönmüştü. Kendi ülkelerinde aşağıladıkları bu ucube dansın Avrupa’da aralarında kraliyet aileleri mensuplarının bulunduğu geniş kesimler tarafından benimsenmesini kendileri için bir utanç kaynağı olarak görüyorlardı. Öyle ki, Paris tangoyla coşarken, Paris’teki Arjantin büyükelçiliğinde tango yasaklanmıştı.

Kısa bir süre sonra tango artık belli başlı Avrupa şehirleri ile sınırlı kalmayıp Amerika ve Rusya’ya da sıçrıyordu. Dünya çapındaki bu yaygınlaşma yine kökenini Arjantin’den alan çeşitli red ve yasakları da beraberinde taşıyordu. New York Katolik Kilisesi tangoyu günahkar dans olarak ilan ederken, Almanya’da Kaiser Wilhelm II askerlerinin üniforma ile tango yapmalarını yasaklıyordu. Ancak bu yasaklar hiçbir işe yaramayacak ve özellikle Paris’te daha da ehlileşen, hatta kimilerine göre Fransızlaşan tango birkaç yıl sonra Arjantin’e geri dönecek, üst sınıflardan gönülsüz bir kabul görecek ve Buenos Aires, günümüzde köklü bir gelenek haline gelmiş ilk tango festivallerine ev sahipliği yapmaya başlayacaktı.”

TANGONUN BÜYÜCÜSÜ CARLOS GARDEL

Buenos Aires ve Montevideo’nun işçi sınıfı dans salonlarından doğan ve tutkunun dansı olarak bilinen tangonun en büyük isimlerinden biri kuşkusuz Carlos Gardel. “Carlitos”, “Tango’nun Kralı”, “El Mago” (Büyücü) gibi adlarla anılan Gardel’in doğum yerinin Arjantin, Uruguay ya da Fransa olduğu konusunda iddialar var ama iki yaşından itibaren Arjantin’de yaşadığı kesin.

Tango’nun en büyülü seslerinden birine sahip olan Gardel’in doğum yılı doğduğuyer gibi  tam olarak bilinmiyor. Ancak maço tarzıyla bilinen Gardel tangoda bir devrim yaptı ve ilk kez tangoda, aşık olduğu kadın için ağlayan erkeğin dramını seslendirdi.

Gardel ile birlikte tango ABD’de de tanındı ve 1935 – 1952 yılları arasında “altın çağı”nı yaşadı. Bunda 1946 yılında Arjantin’de iktidara gelen Juan Peron ve eşi Evita’nın da rolü büyüktü.

Altı yıl sonra Evita’nın ölümü ile popülaritesi düşüşe geçen tango bir de Arjantin’deki askeri yönetim tarafından yasaklanınca neredeyse unutulmaya yüz tuttu.

1980’lerle birlikte sahnelerde yeniden yerini alan tango eski ününü yeniden kazanmaya başladı.

TANGO NEDİR
Peki Tango denilen şey nedir? Sözü bir Tango ustasına, koreograf ve dansçı Juan Carlos Copes’e bırakalım:

“Tango birbirini arayan erkek ile kadındır. Erkeğin erkek olduğunu kadının dişi olduğunu hissettiği zamanlarda bir kucak arayışı, bir birliktelik biçimidir. Kadın yönlendirilmek ister; erkek yönlendirmek ister. İleride bazı anlaşmazlıklar çıkabilir ama o an geldiğinde önemli olan, eşit, olumlu ve üretken bir diyalog kurabilmektir.

Yükselen ve insana ıstırap veren müzik eşliğinde iki insanın oluşturduğu çift danseder; çift dünyaya karşı savunmasız ve bir şeyleri değiştiremeyecek kadar güçsüzdür. İşte Tango budur.”

ntvmsnbc

 
Reklam
facebook_1Ayşe Özyılmazel en kıl oldugu facebook tanışma yöntemlerini anlattı... İşte 'Top 6' en kıl olduğum facebook'tan tanışma girişimi: Devamını oku...

kadinca1İlk görüşte aşık olmak için ne kadar süreniz olduğunu biliyor muydunuz ?  Bilim adamlarının iddiasına göre bir erkeğin ilk görüşte aşık olabilmesi için ihtiyacı olan zaman 8.2 saniye sürüyor...

Devamını oku...

manwomanSevgilinizin içinden geçenleri anında okuyabilmek ister misiniz? O halde bu haber sizin için.Sevgiliniz sizinle çok rahat olsa da, her şeyi konuşabiliyor olsanız da, duygularını paylaşmak onun için hiç kolay olmayabilir.  Ağzından alamadığınız cevapları vücut dilini okumayı başarırsanız, yüzünden kolayca alabilirsiniz. Yüz vücudun en konuşkan parçasıdır, çünkü yüzdeki kaslar direk beyinle bağlantılıdır.             Devamını oku...

aldatmak65Bir erkek neden eşini yada sevgilisini aldatır merak ettiniz mi? İşte erkeklerin inanılmaz bahaneleri...Kimine göre ilgisizlik kimine göre çekicilik aldatmanın en geçerli bahanesidir. Devamını oku...

ayrilikKadınlar artık daha güçlü, daha talepkar.... Erkekler zaten kadınları anlamıyor... Artık kimse alternatifsiz değil... Kadın-erkek ilişkilerindeki değişim, dönüşüm hakkında herkesin bir fikri var. Ama biz, çıkmaza giren ilişkileri; aşk, evlilik, sadakatsizlik konularını bir soralım dedik. Devamını oku...
karadenizkadini2Geçen hafta bir kadın öyküsü izlemeye gittim, binlerce kadının öyküsünü gördüm... Orhan Tekelioğlu, yönettiği belgesel filme Uçuruma Yürüyen Kadınlar adını uygun görmüş. Devamını oku...
hediyepaketiGenç erkekleri 'hediye al', genç kızları da 'hediye bekle' psikolojisine sokan bu dayatmalar artık ayıp olmaya başladı.

Devamını oku...

new-driver1Otomobil tutkunu erkek kadında hangi özellikleri arıyor?

Erkekler için hangi kadınlar daha çekici? Lüks otomobil kullananlar mı, yoksa küçük otomobilleri tercih edenler mi? İşte yanıtı…

Devamını oku...

denizcakir21Yaprak Dökümü'yle tanınan ünlü oyuncu, aşkın anlamını yeniden sorguladığını söyledi. Ancak bunu ifade ederken, hemcinslerini kızdıracak sözler ağzından dökülüverdi. Devamını oku...

Sad_WomanGeçen hafta erkeklerin ipliğini pazara çıkarmıştık, şimdi sıra kadınlarda. Bu kez deplasmanda olduğumdan erkeklerden yardım aldığımı itiraf etmem gerekir. İtirazı olan kadınlar, şikayetlerini çevrelerindeki erkeklere bildirsinler lütfen. Devamını oku...

Reklam

catdog1Kediler mi daha iyi yoksa köpekler mi? Aslında ikisinin arasında çok fark yok, cevap sizin bir evcil hayvandan ne beklediğinize göre değişiyor...

Devamını oku...
inadinayasatmakSokak ayvanlarının özgürlüğü için yaptığı 15 dakikalık 'Ezber' adlı belgeselle adını duyuran Tolga Öztorun, aynı zamanda ALEM FM'de 'Tolga Öztorun ile Dost Muhabbetler' adlı bir program sunuyor.

Devamını oku...

dogs54Beykoz'daki sokak hayvanlarının kaderi son bir yılda değişti. Hep kötü haberlerin geldiği ilçede, artık hayvanlar adına güzel şeyler yapılıyor. Belediye ve gönüllüler el ele verip, önce barınağı düzeltti. Şimdi de sahiplendirme çalışmalarına hız verilmiş durumda Devamını oku...

sokakkpekleriDünyanın en güçlü hayvan hakları teşkilatı PETA’nın başkanı nisa taifesinden Ingrid Newkirk bir konuştu, bu kadar olur.. Kendi fettak füttak kafasına göre “âleme nizam verme” konusunda her daim iddialı olan medyamızın kafası biraz karıştı.. Devamını oku...

White_Dog_10241Sokak hayvanlarının maruz kaldığı şiddete dikkat çekmek için hazırlanan 15 dakikalık 'Ezber' filminde ünlü isimler köpek rolü oynadı.

Devamını oku...

kelebeksBir karınca kendi ağırlığının 50 katı ağırlığı kaldırabilir.  

Arılar yarım kilo bal yapabilmek için iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorunda. 

Bir mayıs sineğinin ömrü sadece birkaç saattir.

Devamını oku...

hayvanbarinagiBu moda çekiminin modelleri, barınak köpekleri... Köpek ürünleri satan bir internet sitesi için poz veren Üsküdar Barınağı'nın sevimli sakinlerini sahiplenecek aileler aranıyor Devamını oku...

kayipkopekKaybolan köpeğini, ‘abdest bozuyor’ diye eşi gazete ilanıyla hibe etmiş. İstanbul’da iki ay önce kaybolan 16 aylık doberman cinsi köpeği ‘Esmer’i, afişler bastırıp il il dolaşarak Türkiye’nin dört bir yanında arayan ve Bodrum’un Ortakent Yahşi Beldesi’ndeki çiftlikte bulan Dr. Zuhal Eşmen, öğrendiği gerçekle şoke oldu.

Devamını oku...
Cats_Petunia_and_Mimosa_2004Kedi köpek pansiyonu denilince akla, kafesler içindeki mutsuz hayvanlar geliyor değil mi? Ama artık sevimli dostlara özel evlerini hiç aratmayacak, son derece lüks konaklama mekânları var Devamını oku...
kedi1Uluslararası krize yol açan Ahmedabad, Başkan Bill Clinton’ın medya kahramanı olan kedisi Socks, Churchill’in tarihi simge haline dönüşen kedisi Jock, uzaya “fırlatılan” ilk kedi Felix, katili yakalatan Kartopu, beste yapan Pulcinella, Oscar’a layık görülen Portakal... Devamını oku...