| Masayı dağıtırken kendinizi de dağıtmayın |
| Editör tarafından yazıldı |
| Pazar, 14 Haziran 2009 01:53 |
Patron, iş yerindeki masamı toplamama yardım etmeyi önerince bir terslik olduğunu anladım. Gerçi bir terslik olma ihtimalinden uzun zamandır şüpheleniyordum. Başımı kaldırıp bakınca başka dağınık masalar da görüyorum ama hiçbiri benimki kadar değil.
Tekinsiz biçimde üst üste yığılmış kağıt ve kitapların arasından bir şey çekmeye kalktığımda heyelan altında kaldığım bile oldu. Arkadaşlar sağolsunlar, baret hediye ettiler.Sorun, benim bu şekilde çalışmaktan memnun olmam. Masanın üzerinde kocaman bir uyarı notu duruyor: Lütfen bu masadaki hiçbir şeye dokunmayın! Çünkü temizlik görevlileri, geceleri sinsice masamı derleyip toplamaya çalışıyor. Sonra ara ki, koyduğunu bulabilesin. Dedim ya, patron yardım teklif edince durumdan şüphe etmeye başladım ve küçük bir araştırma yaptım. Anlaşılan o ki, masayı bu kadar dağıtmak hayra alamet değil. Bundan 5 yıl evvel, dağınık masa sendromu diye teşhisi bile konmuş. Dağınık masada çalışan insanlar birkaç gruba ayrılıyor, en iyi ihtimalle ya takıntılı bir mükemmeliyetçiyim ya da dahi. Dahi olduğumu düşünmek hoş tabii ama... Elimde değil, toplayamıyorum. Benimki de her pazartesi rejime başlayanların durumu gibi; her cuma topluyorum (nispeten), en azından üzerine bir fincan koyacak kadar alan açılıyor. Her pazartesi akşamı bakıyorum dağılmış. Hafta sonuna doğru küçük ve orta şiddetli heyelanlar meydana gelmeye başlıyor. Postayı dağıtan arkadaşlardan rica ediyorum; yavaş bırakın diye. Yoksa tüm yığın başımdan aşağı geçiyor. Şikayet ettiğime de bakmayın; sevmiyorum zaten derli toplu masa. Ne o öyle, yarın gidecekmiş, bütün gün masada boş boş oturmuşsun gibi... Bana sorsalar sorun yoktu ama, patron toplanmak konusunda yardım teklif edince durup masaya dışarıdan bir baktım. Yaklaşık 150 kurşun kalem, bir o kadar tükenmez, kağıt mendil, kolonya, el kremi, ayna!, ofis hastalıklarına karşı ağrı kesici, sakinleştirici, kas gevşetici, mide rahatlatıcı ilaçlar, geçen yıldan kalma dergiler, geçen yılbaşından kalma tebrik kartları, bir dolu kitap, kağıt, lazım olur diye atılamamış onlarca gazete kupürü, üç takvim (niyeyse), bitki çayları, CD’ler, sprey boya!, bir kutu tebeşir!, mumlar, şarap kadehi, rubik küp, iş seyahatine giden arkadaşların getirdiği hediyelikler, kaktüs, bir gün içine taze çiçekler koymayı umduğum vazo... Ben bile fark ettim bir tuhaflık olduğunu ve kronik dağınık masa sorunumu araştırmaya başladım. Meğer gerçekten böyle bir sendrom varmış. Adı 2004 yılında konmuş. Bilgisayar monitörleri üreten NEC-Mitsubishi, ofis çalışanları üzerinde bir araştırma yaptırmış ve sonra dünya genelinde milyonlarca çalışanın Dağınık Masa Sendromu’ndan (Irritable Desk Syndrome) mustarip olduğu iddia edilmiş. Araştırmaya katılan 2 bin kişi, kendilerini, bundan iki yıl öncesine göre masalarına daha bağımlı hissettiklerini söylemiş. Yüzde 40’ı masa üstündeki kağıt fazlalığından şikayetçi, ama bu durumu değiştirmek için bir şey yapmaya da çalışmıyor. Sendromun nedeni, uzun çalışma saatleri, dağınık masalar, yanlış oturma şekli. Belirtileri; kronik boyun ve bel ağrısı, üretim kaybı, işle ilişkinin bozulması. Şirket, sık mola vermenin ve masaları biraz kişisel hale getirmenin, semptomları hafifletmede faydalı olacağını söylemiş. Dağınık masanın bu kadar yan etkisi olduğunu bilmiyordum doğrusu. Dağınık masa sendromuna karşı ne yapmalı 1. Masanızı düzenleyin. 2. Doğru şekilde oturun. 3. Masa başında beş dakikanızı esneme hareketlerine ayırın 4. Manzaranızı değiştirin, yani düzenli aralıklarla mola verin. 5. Masanızı düzenlerken sizi ifade edecek bir iki değişiklik yapın, kişiselleştirin. 6. Bol su için, havalandırmayı kapatmayın. Serinlik enerji verir. 7. Her gün 5 dakikanızı masayı toplamaya ayırın. 8. Arada bir başınızı ekrandan kaldırıp, ufuk çizgisine bakın. Gözlerinizin dinlenmesini sağlar. |