|
Zaman zaman kadın-erkek ilişkilerinde çıkmaza girebiliyoruz. 'Aşk konusunda bir iksir olsa da içsek' diyenlerdenseniz bilinçaltınızı temizleterek yeni, sağlıklı aşklara yelken açabilirsiniz.
Başarılı bir bankacılık kariyerine sahipken altı kez tüp bebek deneyen ancak hep başarısız olan Seda Diker, işini bırakıp bilinçaltını araştırmaya başlıyor. Aldığı eğitimler sonucunda yedinci tüp bebek denemesinde hamile kalmayı başaran Diker, yepyeni bir hayata adım atıyor bebeğiyle birlikte. New York'a taşınıp ruhsal psikoloji, klinik hipnoz, regresyon terapisi gibi birçok eğitim alıyor ve kanser hastalarıyla çalışmaya başlıyor, tüp bebek koçluğu yapıyor. Başarılı sonuçlar alıyor. Türkiye'ye döndükten sonra tüp bebek üzerine çalışmalarını sürdürmek isterken kendisine bambaşka bir kapı açılıyor. Çünkü Türk kadınları ondan, ikili ilişkileri iyileştirme tekniklerini uygulamasını istiyorlar. İnternette 'Lotus Kadınlar Kulübü' adıyla kurduğu web sitesiyle kadınlara yol göstermeye başlıyor Seda Diker. Aynı zamanda kurduğu merkezde ihtiyaca göre aşk ve ilişkiler, hipnozla zayıflama ya da bilinçaltı ile ilgili bireysel seanslar da yapıyor. 'Beni Ararken' adında bir kitabı da bulunan Diker, kitabını 'hipnotik dilde' yazmış. Kitap, aşkı kazanmaya çalışan bir kadının öyküsünü anlatıyor.
- Yaptığınız çalışmaları anlatabilir misiniz? İlgi alanım kadınlarda dişilik özgüveni ve ilişkilerde, aşkta bilinçaltını kullanma üzerine. Bilinçaltı kalıplarını değiştirip doğru duyguları yerleştirme programı yapıyorum. Bu benim oluşturduğum bir program ama bir bölümü de Amerika'da aldığım eğitimlerin parçası.
- İlişkilerinde sorun yaşayan kadınların bilinçaltına inerek yol gösteriyorsunuz yani... Kadınlar özgürlüklerini elde etmiş durumda ama bunu başarırken bir sürü hatalı davranışta bulunuyorlar. O hatalar erkekleri de etkiliyor. Erkekle kadının doğru şekilde bütünleşmesi gerekir. Biz ne yazık ki birbirimizle savaşıyoruz. Zaten sorun buradan çıkıyor. Türk kadınlarıyla bunun üzerinde çalışıyorum ve inanılmaz başarılarımız var. Kadınlara ilişkilerinde yaptıkları hataların arkasında yer alan korkuyu bulmalarını sağlıyoruz. O korkuyu alıyor ve yerine doğru duyguyu yerleştiriyoruz.
KİME AŞIK OLACAĞIM? - Çocukluğa dayanan duygu kalıplarından ötürü mü doğru ilişki kuramıyoruz? Aynen öyle. O yanlış duygu kalıpları bilinçaltına yerleşiyor. Biz onları unutuyoruz. 25-30 yaşından sonra ortaya çıkıyor. 18 yaşında yaşadığınız ilişki burada problem olmaz. 25'ten sonrasında ise bilinçaltı kendini kusmaya başlıyor. O saatten sonra yaşadığınız ilişkide korku kalıbı devreye giriyor ve bir şeyler sizi tetikliyor. İlişkinin ilk üç ayı çok iyi gidiyor ama birden korku duyabiliyorsunuz. Bu, ilişkinin gidişatını da değiştiriyor. Biz kişinin bunları aşmasına yardımcı oluyoruz.
- Her kadın bir şeylerden korkuyor mu yani? Her kadının farklı korku eşikleri var. Diyelim ki benim 'Erkeklerin hiçbirine güvenilmez' diye bir kalıbım var. O zaman bilinçaltım güvenilmez erkeklere aşık oluyor. Kime aşık olacağıma bilinçaltım karar veriyor. Hep ters işler bu ne yazık ki. Çünkü orada açlığım var ve kendime kanıtlamaya çalışıyorum: 'Güvenilmez adam bile bana aşık oldu bak' diyorum. Ya da herhangi bir adamla ilişkiye girdiğinde 'Eyvah her şeyimi verdim şimdi verecek bir şeyim kalmadı' düşüncesine girebiliyor kadınlar. Bu da bir korku kalıbı. Erkeğe güven olmaz duygusu tetiklendiği için erkek güvenilmez davranmaya başlıyor. Böylece kadın kısır döngüye giriyor. Kök, genelde babadan geliyor. Babayla ilişki, annenin babayla ilişkisi, kişiyi etkileyebiliyor.
- Erkekler bu durumdan nasıl etkileniyor? Erkek çokgen prizma gibidir. Kadın değiştiğinde, kendisini değerli hissettiğinde, erkek buna hemen adapte oluyor. Daha fazla değer vermeye başlıyor. Eğer kadın kendini değersiz hissediyorsa, erkek ona az değer veriyor. Erkek, kadına uyum sağlıyor. İlişkinin temeli ve çerçevesini çizen, ilişkiyi aşka ya da başka bir duyguya programlayan kadındır. Erkek avcı ama kadın ana prensipleri belirler.
- İlk görüşte aşk diye bir şey var mı? Bu, bilinçaltının bir oyunu. Her kadın ve erkeğin bilinçaltında bir duyguya açlık vardır. Eğer bu açlıklarımızı gidermemişsek o açlığını çektiğimiz duyguyu kim verirse ona aşık olduk zannediyoruz. İlk görüşteki elektrik ondan kaynaklanıyor. Gerçek aşk, çok uyumlu bir cinsel birleşmenin üzerine kurulur. Önce flört bitecek, cinsellik yaşanacak ondan sonra gerçek aşk başlar. Bilinçaltımız temiz olursa böyle bir aşk bulabiliriz. O aşk da adrenalin hiç bitmeden senelerce sürebilir.
MERAK, ERKEĞİ ÇEKER - Web sitenizde de kadınlar için yazılar yazıyorsunuz. Bir yazınızda 'Bir kadın dişiliğini bilmek zorunda' diyorsunuz. Ne demek dişilik? İlk çağlardan beri genetik olarak kadınsı özelliklerimi ve oradaki içgüdülerimi kullanabilmem demektir. Dişi yumuşaktır; kabul edicidir. Erkeğin kendisinden farklı olduğunu kabul eden, kadındır mesela. Biz çoğunlukla erkeği kendimiz gibi biliriz. Ona sürekli 'Seni seviyorum' deriz. Ne kadar fenadır, erkeğe hiç iyi gelmez bu! Kadın çoğunlukla bu cümleyi kullandığında erkekten de duymak istiyordur. Ama bu doğru değil. Erkeğin bünyesi farklı. Erkek zihninin, zekasının kaşınmasından hoşlanır. Daha çok ona aşık olur. Merak edecek, araştıracak, peşinden koşacak. Budur onu memnun eden. Gerçek bir dişi bunu bilir ve bununla savaşmaz. Gerçek bir dişi erkeğine sırt yaslayabilir. Bu, çalışmayacak anlamına gelmiyor. 'Biliyorum ki benim erkeğim beni koruyup kollayacaktır ve ben ona sırtımı yaslayabilirim, ne kadar güçlü olursam olayım onun gücünü kullanmasına izin veriyorum' demektir. Dişilik detaylarda saklıdır.
- Yeni neslin ilişkilerinde sıkıntı yaşamasının nedeni nedir? Eskiden ilişkilerde saygı ön plandaydı ve cinsellik ayağa düşmemişti. 'Cinselliğimi özgürce yaşayacağım' diye her iki taraf da dejenere ve korkularıyla yaşıyor. Özgüvenle yaşasalar zaten sorun olmayacak. Gençlerin hiç toleransı yok. Özellikle 32 ve 36 yaş grubu flört etmeyi hiç bilmiyor. Bütün kadınlar erkeksi özelliklerini kullanıyor. Erkekler de ne yazık ki dişi, sorumluluk alamıyor. Dişi erkekler, eril kadınlar yetiştiriyoruz.
- Flört döneminin uzatılması mı gerekiyor sizce? Belli bir dönemi yok. Ama flört evresinde karşı taraftan ne istediğimi belirtmiş olmalıyım. Karşı taraftan da cevabımı almış olmalıyım. Flört evresi sadece bunu içerir.
İyi ilişkinin sırrı savaşmamak - Kadınlar en çok hangi korkularla geliyorlar? Çoğu kadın kaybetme korkusu yaşıyor. Kaybetme korkusundan ötürü flört edemiyor mesela. Cinselliği tabu haline getirmiş kadınlarda da büyük problem oluyor. Kişinin cinselliği özgürce yaşamayı seçmesi ya da yaşamamayı seçmesi çok doğal. Ancak hiç yaşamayacağım diye bunu sorun edip bir de karşı tarafın omzuna bir yük bindirmesi çok büyük bir problem oluyor. Yalnızlık ve terk edilme korkusu da yaşıyor kadınlar.
- İyi ilişkinin püf noktası nedir? Savaşmamak. Başarısız olmaktan o kadar korkuyoruz ki kaybetmekten, yalnız kalmaktan... Bunu da maskeliyoruz.
EKİN TÜRKANTOS
|