| Hint astrolojisiyle 2010 etkileri |
| Astrolog Şebnem Ekşib tarafından yazıldı |
| Çarşamba, 23 Aralık 2009 03:06 |
|
Bütün dünya ülkeleri krizin ayak izini adeta suratlarında hissederken, ekonomik anlamda çok önemli, ama ağır tecrübeler yaşandı. Ekonomisini İzlanda gibi tek yönlü bir düzeneğe bağlamış olanlar tepetaklak yaşamaya çalışırken, bizim sınırlarımız dışında da gece yatarken zengin, sabah kalktığında fakir olunabildiğini gördük. İşler tersine dönmüştü, yıllar yılı ekonomimizde sıklıkla esen fırtınaları dışarıdan izleyip bize öğütler veren ülkelere, birden bizim CEO’lar kriz nasıl atlatılır seminerlerine gitmeye başladılar. Öte yandan Amerika uzun yıllardır böyle ekonomik zulüm görmedi diyebiliriz. İşsizlik rekor seviyelerde, ama işin aslı bugüne kadar sürekli ötelediği ne varsa, sağlık sisteminden, eğitimine, çalışma şartlarına kadar birçok alanda ki sıkıntılarıyla baş başa bir yıl geçirdiler. Hayatta ne oldum demeyeceksin… Tabi tüm gelişmelere sadece ekonomik bir buhran gözüyle eğer bakarsak, bu sürecin çeşitli matematiksel grafiklerle neden bu noktaya geldiğini elbette açıklayabiliriz. Oysa evrensel düzeyde bakacak olursak, aklını maddi konfor ve güçle bozmuş insanoğlunun, önemli bir deneyim sürecinden geçtiğini söyleyebiliriz. Sonuçta, kim nerden, ne kadar ders aldı, zaman bize gösterecektir kuşkusuz. Ama Dünya’nın ve ülkemizin zor dönemleri gerçekte yeni başlıyor. Öncelikle kabul etmemiz gerekiyor ki, üstünde yaşadığımız bu yerküre sayemizde fiziksel olarak o kadar çok hırpalandı ki ciddi biçimde sinyaller vererek zorlayıcı bir sürece doğru bizi hızla itmekte… Tüm bu olan bitene onlarca hatta yüzlerce senedir, şaşılacak biçimde gözümüzü, kulağımızı, tüm algılarımızı örterek baktık ve yok saydık, görmedik ve yerkürenin adeta bağırarak bize anlatmaya çalıştıklarını hiçe saydık. Hala; kutuplar hızla erirken, mevsimler değişirken, ozon Çingen bohçası gibi delik deşik olmuşken, bakmıyoruz, umursamıyoruz bile… Çok eski bir Kızılderili sözü vardır, geleceği çocuklarınıza bırakacaksınız der… Geleceği o kadar hırpaladık ki bir gün bunun hesabını çocuklarımıza nasıl vereceğiz Tanrı bilir! Dünya kafayı 2012 ye takmış, sık soruluyor, mailler geliyor. Sinema sektörü bu konudan nemalanarak gişeye dönük filmler yapıyor. Aslında, kendi yarattığımız canavar ile baş başa kalacağız tüm olup biten bu… Ama insanoğlu bu süreci hala yanılsama içinde Maya’ların takvimine bağlamakta. Bu takvim gerçekte 2012’yi falan göstermez, bahsedilen hesap, o hesap değildir. Bu farklı bir konu olarak ele alınmalıdır ama asıl belirtmek istediğim şudur ki 2011 ve 2012 dönemiyle birlikte dünyamıza ettiğimizi, yerküre bize soracak, olup bitecek olan budur. Yani ciddi bir doğal afet sürecine gireceğiz. Bu dönemi dünyanın sonu gibi algılamak oldukça hayali bir yaklaşımdır ancak birçok zincirleme reaksiyonun başlayabileceği daha zor bir sürece doğru gidiyoruz, demekte yanlış olmaz. Hatırlarsanız 1999 içinde felaket senaryoları üretilmiş, konuyla ilgili çok yazılıp çizilmişti. 1999, hatta devamındaki 3 senelik süreç hiç kolay değildi. 50bin kişinin öldüğü bir deprem yaşadık, dünya da afetler birbirini izledi, ekonomik, sosyal her bakımdan, ardından gelen birkaç senede son derece zorlayıcı idi ama kıyamet kopmadı. Dolayısı ile dersler alma konusunda özürlü bir millet olarak, 1999 dan en ufak şekilde nasiplenmiş değiliz. Hala çarpık kentleşme, depreme uygun olmayan sistemler gündemde yer tutuyor ve 11 sene sonra bile gelinen nokta, geçilen noktadan çok farklı değil. 2009 da ekonomik anlamda dallar kırılsa da, ağacı devirmeden idare ettiğimiz bir yıl oldu demiştik ya. Biz de başka fakirleşmeler oldu. Zihinlerimiz fakirleşiyor, bu sistemli mi, sistemsiz mi bilmiyorum ama benim öğrendiğim ve başkalarına da sürekli aktarmaya çalıştığım öğreti sisteminde, zihin her şeydir. Duru ve gelişime açık olmayan bir zihniniz yoksa hiçbir şeyi başarmanız mümkün değildir. Başarmak, ilerlemek hem ruhsal anlamda, hem de maddesel olarak zihnimizin gelişimiyle tamamlanır. Algılayamayan, yenilenmeyen insan kapalıdır. Hep kendi kozası ve dünyası içinde debelenip durur. Tüm algılarımızın kapatıldığı bir süreçten geçerken, hükümet daha özgür olduğumuzu çeşitli açılımlar ile bugüne kadar yapılmamış olan için adım attığını ileri süredursun, basın ve aydınlar hatta sanayiciler bile sürekli baskı altında yaşadıklarını ileri sürmekteler. Herkesin birbirini suçlayıp durduğu kavgalı dönemler yaşanıyor nicedir. Astroloji de ise, Türkiye haritasında özellikle Hint sisteminde oldukça kötücül bulunan bir evden, üstelikte düşük enerji ile geçen Jüpiter ve yanındaki Rahu, hem zihinsel olarak, hem de Jüpiter’in tüm alanlarıyla ilgili karmaşa verdi. 8.ev zor bir evdir ve Hint astrolojisinde Ay’a göre 8.ev transitleri dikkatli incelenmesi gereken zorlayıcı süreçlere işaret eder. Jüpiter, başta hukuk sistem olmak üzere, çocuklar, eğitim kurumları, yüksek öğretim ve bilinç ve aydınlanma düzeyimizi de temsil eder ki tüm bu alanlarda 2009 boyunca aldığımız zorlayıcı transitler 2009 u inişli çıkışlı tuhaf bir yıl haline getirdi. Gelelim 2010 dönemine… Mundane, yani ülkeler astrolojisinde Hint sistemine göre en önemli nokta öncelikle transitler, yani Türkiye haritası üzerinden, bu yıl için gerçekleşecek olan gezegen geçişleridir. Daha sonra, yıllık harita dediğimiz, içinden geçtiğimiz yıl için belirginleşmiş olan haritayı inceler ve sonra da “daşa” yani gezegen dönemlerine bakarız. Kova ve Balıklar kiloya dikkat! Bu yıl, 2009 boyunca suratı asık olan Jüpiter’in yüzü gülecek. Oğlak burcundaki aksaklıklarla dolu olan seyahati bitti ve 2010 da Kova ve Balık burçlarında ilerleyecek. Bu etki genel olarak 2009 boyunca devam eden daha karamsar ve endişeli ruh halimizi dağıtmak adına oldukça olumlu olacak denebilir. Bu süreçte belirtmeliyim ki Hint astrolojisine göre Kova ve Balık yükselenli kişiler kilo alımına, iştah açılmasına dikkat etmeliler. Haritalarında yükselenleri bu noktaya gelenler ile yine haritalarında bu iki burçta baskın şekilde enerjileri olanlar, kilo alımına biraz daha dikkat etmeliler. Öte yandan Türkiye haritası üzerinden bu enerjinin geçişi yüksek eğitim, mahkemeler, hukuk sistemi, üniversiteler, hükümet ve devlet kamusal alanları açısından olumlu etkiler verecektir. Ülkemizde içinden çıkılmaz bir hal alan mahkemeler ve hukuksal alanlarda olumlu değişim temaları öne çıkabilir. Astroloji ve benzer konularda ilerlemeler, bu konuların gündemde kalması ilgi görmesi artarak devam edeceği gibi üniversiteler ve yüksek öğretimle ilgili de önemli adımların atıldığını göreceğiz. Hukuksal konularda adımlar var ama sonuç yok! Bu noktada toparlarsak devletin yasama ve yürütme organları, kamusal alandaki hukuksal bölüm ve kademeler, yüksek öğretim sistemi ve üniversiteler öncelikli olarak gündemden düşmeyecek konular arasında. Jüpiter’in bu konuları tetikleyecek olan transiti tüm bu alanları hareketlendirecek. Ancak, gerek Rahu’nun Yay transitinin başlamış olması, gerekse, Satürn Jüpiter karşıtlığının 2010un ikinci yarısında ortaya çelişkili ve çekişmeli enerjiler koyacak olması, bizde artık bir kangren olan hukuksal sistemimiz için önemli fırsat ve olanaklar verse de, bunları değerlendirme ve doğru biçimde süzebilme anlamında ne yazık ki çok parlak etkiler bulunmuyor. Anlayacağınız hukuksal alanlardaki bu karmaşa bu senede devam edecek. Türkiye 2010 finansal etkileri Finansal açıdan özellikle ülkemiz bankacılık sektörünün kriz yönetimi konusunda adeta aşılı olması tüm dünyayı etkileyen bu süreçte bizim en azından banka kepenklerini kapatmadan süreci geçirmemize neden oldu. Aslında kriz bizi sarstı ama tüm dünyada başlayan yangın 2009 boyunca ülkemize girmedi. Ancak 2010 da işler tersine dönüyor. Dünya ülkeleri hem krizin ilk şokunu atlatarak, kendi finansal düzenlerini oturtmaya başlıyorlar, hem de tam düzelme olmasa da, toparlanma sürecine giriyorlar. Bizde ise ne yazık ki kriz yeni başlıyor… Astrolojik olarak “Yıldızıl Zodyak” yani Hint astrolojisine göre, öncelikle ülkemiz haritasından bilhassa Mayıs 2010 a kadar olan döneme kadar, daha fazla olmak üzere, zorlayıcı transitler almaktayız. Mars gezegeni Hint sisteminde Mayıs ayına kadar Yengeç burcunda yani ülkemiz haritasında para evinden seyahat edecek. Bu enerji; bankalar, finansal kaynaklar, maddi gelirlerimiz açısından oldukça gergin bir döneme işaret etmekte. Borsa ve bankacılık sektörü öne çıkıyor fakat özellikle borsa da sabit etkiler yok, zaten spekülatif olan bu alan, inişli çıkışlı ekonomik etkilerle iyice dengesizleşebilir. Borsayla ilgili çalışma yapanların oldukça dikkatli olmaları gerekmekte. Özellikle 2010 Eylül - Ekim süreci spekülatif parasal alanlarda istikrarlı olmaktan çok uzak olabilir. Toplumsal olaylar ve teröre dikkat! Hint astrolojisinde Ketu ve Rahu olarak adlandırılan iki önemli gezegen vardır. Bu gezegenlerin transit dönemleri de yine dikkatli incelediğimiz astrolojik oluşumlar arasındadır. 2010 boyunca Türkiye haritasında yükselende bulunan Ay üzerinden seyahat edecek olan Ketu enerjisi, hem finansal konularda, hem de toplumsal gerginliklerin tırmanması, terör olayları ve kadınlarla ilgili konularda sarsıcı durumlara neden olabilir. Bu transitin etkisi her ne kadar 2010un tamamına yayılsa da asıl kaotik süreci 2011 başında vereceğini düşünüyorum. Ancak özellikle 2010 Kasım ayı ile birlikte 2010 Kasım-Aralık ve 2011 Şubat arası süreç daha hassas. 2010 Aralık ayında gerçekleşecek tam Ay tutulmasının da tam bu noktada oluşacak olması toplumsal gerginliği, hükümetle halk arasında olabilecek gerginlik ve olayları, terör olaylarına, genel olarak da kaotik bir süreci işaret etmekte. 2010 tutulmaları ve Türkiye Tutulmalar astrolojik bir durumdur ve tüm astroloji sistemleri içinde oldukça önemli yer tutar. Hint sisteminde tutulmaların daha çok toplumlar üzerinde önemli olduğuna inanırız. Elbette kişisel haritamızda denk geldiği noktada birikmiş konuları aniden gündeme getirdiği vs görülür ama asıl etkisi ülkeler astrolojisi yani Mundane de yoğundur. Bu nedenle bu yıl gerçekleşecek olan tam tutulmaları ülkemiz açısından mercek altına almakta fayda var. Bu yıl Ocak, Haziran, Temmuz ve Aralık ayı içinde Güneş ve Ay tutulmaları yaşanacak. Ama bunlar için de 11 Temmuz 2010 da gerçekleşecek tam Güneş tutulması oldukça önemli. Normal de tutulma hangi bölgede görüldüyse, birinci dereceden görüldüğü, seyredebilindiği bölgede oldukça etkilidir. Örneğin 1999 depremi öncesi gerçekleşen Güneş tutulması ülkemizden son derece açık seyredilebilmişti… 2010 Temmuz ayında gerçekleşecek olan tutulma Kuzey Amerika, Pasifik bölgesinde ve bölgeye düşen ülkelerce tam olarak izlenebilecek. Tabi bu durum bizi hiç etkilemeyeceği anlamına gelmiyor ama prensipte, Kuzey Amerika ülkelerinin kendi haritalarında bu izdüşümü nereye yaşadıklarıyla bağlantılı olarak, çeşitli etkilere daha yoğun maruz kalacaklar. Bizde ise bu tutulmanın önemi tam yükselen bölgemizde ve Ay’ımızın üzerinden yaşanacak olmasından kaynaklanmakta. Peki, bunun anlamı nedir? Öncelikle bu durum ülkemiz açısından önemli etkilere sebep olacak. Ülkeler astrolojisinde yükselen toplumları, toplumsal sağlığı, sosyolojik dengeleri, seçmenleri, vatandaşları temsil eder. Temmuz tutulması ortalama 2 yıllık bir süreci etkileyeceği için, 2010 ve 2011 sürecinde toplumu oluşturan halkın gerginlik içinde olması, siyasi arenalarda ciddi çatışmalar ve tartışmalar, uzlaşmadan uzak kısır döngüler yaşanabilecek. Diğer yandan yükselen ve Ay temasının baskılanması, halkın kendini baskı içinde hissetmesine ve halkın daha fazla öne çıkmasına neden olacaktır. Ay, yine ülkeler astrolojisinde meteorolojik olarak suyu, yağmurları temsil eder ve Ay bu tutulma sırasında Yıldızıl Zodyak’a göre Satürn ile sert bir görünümü var. Dolayısı ile bu süreci takip eden dönemlerde, Ağustos- Ekim arası daha yoğun olmak üzere, doğal afetler, aşırı yağmurla gelen problemler ve deprem riski söz konusu. Kısacası 2010’un özellikle 2. Yarısı doğal afetler, beklenmeyen saldırılar, halkın tepkisel davranışları açısından son derece riskli bir süreç diyebiliriz. Tutulmalar açısından ikinci önemli dönemde 21 Aralık’ta gerçekleşecek tam Ay tutulması ki bu tutulmada yine yükselen de ve Türkiye natal Ay’ın da gerçekleşecek. 21 Aralık 2010 tutulmasına göz attığımda ortaya çıkabilecek gergin enerjilere inanamadım. Tüm dünya için bu süreç oldukça önemli bir dönem ama 2011 dönemine nerdeyse bir nefes kala, ülkemiz için oldukça gergin bir Ay tutulması yaşayacağız. Tutulma Hint astrolojisinde Aşleşya yıldızında gerçekleşiyor ki kendisi muhurta astrolojisinde, yani tutulma gibi günlük etkileri takip eden astrolojik sistemde, en zararlı çalışan yıldızdır. Tutulma sırasında ülkemiz haritası üzerinden sarpa yoga dediğimiz zararlı çalışan bir enerji oluşacak ki, sıkıntılara, finansal kayıplara, zorluklara neden olur. Yine tutulma esnasında gökyüzünde tam bir kare açı oluşmakta. Doğal afetlerde tetikleme, seller, toprak kaymaları, depremler, su baskınları bu olayı izleyen 2011 döneminde ve hatta Aralık 2010 da çok yoğun yaşanabilir. Bunun dışında açığa çıkacak enerji terörist saldırılar açısından Aralık 2010 ile Mart 2011 arası dönemi son derece keskin etkiler içine itmekte. Her durumda bu süreç zorlayıcı enerjiler verecektir. 2010 da komşu ülkelerle ilişkilerimiz 2010 yılı boyunca komşu ülkelerle ilgili birçok ciddi soruna hatta savaşa şahit olabilir, kendi bölgemiz ve alanlarımızı korumakta zorlanabiliriz. Türkiye için açtığımız, 2010 yıllık haritada 3. Ev, yakın komşuları temsil eder ve evin yöneticisi Güneş. Güneş, bu yılki varşapal haritasında 5.evde ve Terazi burcunda düşüşte görünmekte ve Mars’tan sert bir görünüm almakta. Komşular gergin günler yaşayabilirler. Mars yangınları tetikleyecek Mars’la ilgili bu yıl bir önemli durumda Haziran 2010 da Natal Rahu ile transit Mars kavuşumu doğal afetler açısından risk oluştururken, özellikle yangınlarla, bilhassa orman yangınlarıyla ilgili ciddi sorunlar verebilir. Mars ateş burçlarından, özelliklede Aslan geçişinde, orman yangınlarını tetikliyor ki uzun yıllardır bu durumu takip ederim. Yaz aylarında var olan bu risk birde Mars Aslan yolculuğuna denk geldiği dönemlerde iyice artmakta. Dolayısı ile bu sene özellikle Haziran ayında hem kişisel alanlarınızda, hem de piknik veya benzeri mesire yerlerinde daha dikkatli olmak gerekmekte. 2010 Salgın ve sağlık etkileri Yıldızıl Zodyak’a göre Transit Satürn, Eylül ayından itibaren Başak burcuna geçtiğinde, bu noktadan Türkiye haritasında sağlık evini ve natal Jüpiter’i görünümde tutmaya başladı. Dikkat ederseniz, özellikle çocuklarla ilgili grip salgını da bu zamandan itibaren artmaya başladı. Jüpiter Hint astroloji de doğal çocuk temsilcidir. Bu nedenle 2010 boyunca salgın hastalıklardan özellikle çocukların etkilenme oranı yine çok yüksek olacak. Bilhassa 2010 Ekim Kasım süreci salgın hastalıklar, hastaneler ve tıp çalışanları için çeşitli sorunlar getirebilir. Ekim ayı sağlık etkileri dışında genel olarak da çalışan kesim, işçiler, memurlar ve orta kademe yöneticiler için zor bir sürece işaret ediyor. Toplu işten çıkarmalar artabilir. Sonuçta önümüzde; ektiğimizi biçeceğimiz, kirlettiğimizi temizleyeceğimiz, ısrarla öğrenmediğimiz ne varsa, tüm dersleri toplu halde almak zorunda olduğumuz bir süreç var. Yazımı bitirirken, 2010 hepimize iyilik ve güzellik getirsin. Sağlığınız, bereketiniz yerinde olsun diyorum. Yıldızıl zodyakta burçlara göre 2010 incelemesini ise www.sebnemeksib.com.tr den okuyabilirsiniz. Sevgilerimle. Astrolog Şebnem Ekşib 23 Aralık 2009 |