| Sahibini bekleyen köpek Bobby |
| Metin Özenbaş tarafından yazıldı |
| Pazar, 10 Ocak 2010 03:51 |
Iskoçya’nın Edinburgh şehrinin soğuk ve karanlık sokaklarında tek başıma dolaşırken, henüz onu farketmemiştim. Üstelik her akşam aynı yoldan geçiyordum. Galiba buzlu yollarda kaymamak için önüme bakmaktan çevreme fazla dikkat etmemiştim.
Arkadaşlarım aslında hergün geçtiğim iki yolun birleştiği yerde durduğunu söylediler. Şehir haritasına baktığımda ise yeri belli belirsizdi. Ama kafama koymuştum, gidip bulmalıydım onu. Ertesi gün haritadan gördüğüm kadarıyla bulunduğu yere gittim. Pub gibi bir yerin yanında arka bahçeye geçen bir geçit vardı. Geçitten geçtim ve etrafıma bakarak yürüdüm. Karşımda tarihi bir kilise duruyordu. Kilisenin etrafında dolaşmaya başladım. Kilisenin bahçesi mezarlık olarak kullanılıyordu. Ama daha çok geçen yüzyıllardan kalma anıt mezarlar vardı. Bahçede tam bir tur atıp kapıya tekrar geldiğimde birden bire karşıma çıktı. Bahçeye girdiğim sırada farketmemişim Bobby’nin granitten mezarını. Mezarlığın tam girişindeydi köpek Bobby’nin mezarı. Mezar taşının karşısında öyle dikilmiş dururken, olayı kavramaya çalışıyordum. Nasıl oluyor da köpeğin mezarı insanların Takrar çıktığımda ise Bobby’nin heykeliyle karşılaştım. Kilise mezarlığının önünde iki yolun kesiştiği yerde duruyordu. Siyah ve pek de büyük olmadığından Edinburgh’un karanlık kış günlerinde farketmemişim. Heykelin yanındaki köpek sahipleri Bobby’nin heykeliyle hatıra resimleri çekmeye çalışıyorlardı. Bobby, Edinburgh tarihinde efsaneleşmiş bir köpek. Sahibi John Grey 19. yüzyıl başlarında Edinburgh’a gelmiş bir bahçıvan. Ancak o yıllarda iklim şartları bahçıvan olarak çaılşmasına pek izin vermemiş. Bunun üzerine polis teşkilatına katılmış olan Grey , hizmetine verilen İskoç Teriyer cinsi köpeğine Bobby adını vermiş. Daha sonraki bir kaç yıl içinde John Grey hastalanmış ve tüberküloz hastalığına yakalanarak 1858 yılında hayatını kaybetmiş. Grey benim de gezmiş olduğum kilise mezarlığına gömülmüş. John Grey’in mezarlığına herhangi bir işaret konulmadığı gibi, insanlar tarafından da unutulmaya yüz tutmuş. Ancak köpeği Bobby kendisini o kadar seviyormuş ve ona o kadar bağlıymış ki, hergün mezarına gelirmiş. Sahibine bağlı köpek, bütün gününü sahibinin mezarını bekleyerek geçirmeye başlamış. Bobby sadece karnını doyurmak için mezarlığın başından ayrılırmış. Bobby sahibine o kadar sadık kalmış ki, sahibinin mezarının başında kendi ölümüne kadar, yani tam 14 yıl beklemiş. Efsaneye göre Bobby öldükten sonra öğlenleri saat 13’ü vurduğunda Bobby’nin ruhu öğlen yemeği için mezarından çıkarak yemek yemeğe gidermiş. Bobby’nin sahibine olan bu bağlılığı kendisini Edinburgh’un, hatta dünyanın efsaneleri arasına sokmuş. Köpekleri çok seven bir arkadaşım bu tür İskoç Teriyer cinsi köpeklerin sahiplerine bağlılıklarıyla tanındığını söylemişti. Bobby ve sahibi Edinburgh’da Greyfriar isimli kilise mezarlığında gömülü olduklarından Bobby, Greyfriars Bobby olarak anılmakta. Kilisenin hemen dışında heykelin orda bir de yine Bobby’nin adını taşıyan Greyfriars Bobby’s Bar bulunmakta ve o bölgenin sevilen barlarından. Yolunuz Edinburgh’a düşerse Bobby’nin mezarı ve heykeli İskoçya Ulusal Müzesinin hemen karşı köşesinde bulunuyor. Mezar taşını bulduğunuzda üzerinde şu satırları okuyacaksınız : “Sadakati ve bağlılığı hepimize ders olsun.” Metin Özenbaş , 10.01.2010 www.metinozenbas.com |