| Yuvaya gitmek ya da gitmemek |
| Editör tarafından yazıldı |
| Salı, 02 Şubat 2010 18:04 |
Çocuğunuzu yuvaya göndermeli misiniz, gönderirseniz hangi yuvayı seçmelisiniz? İşte anne babaların aklını kurcalayan sorular ve benim 'yuva sorunsalına' cevabım... Evde yuva açacağım
Kafam şimdiden karışmaya başladı. Daha ortada fol yok yumurta yok ama çocuğunuz olunca her şeyi yıllar öncesinden düşünmeniz gerekiyor. Ama benim durumum o kadar vahim değil, en azından çocuğum daha 15 günlükken 'İlerde hangi ilkokula vereceğim," diye plan yapmıyorum. Benim derdim şimdilik yuvalarla... Ayşekiraz henüz 20 aylık ama gelecek eylül onu bir 'oyun grubuna' götürmem, bunun için de bir yuvaya kayıt yaptırmam gerekiyor. Böylece günde üç saat de olsa yaşıtlarıyla oynayacak, paylaşacak, hem eğlenip hem de birçok şey öğrenecek..."Bu kadar küçük bir çocuğun oyun grubu olması şart mıdır?" diyorsanız elbette şart değil. Bana sorarsanız, ben küçücük kızımı o kalabalığın içersine sokmam bile! Allah korusun, biri koşarken çarpar, düşürür ya da oyun olsun diye iter, canını acıtır... En güzeli ne yapacaksa benim yanımda, benim korumam altında yapması. Oyunsa oyun, kovalamacaysa kovalamaca... Gelgelelim uzmanlar bunu doğru bulmuyor. Çocuğun belli bir yaştan sonra anneden ayrılıp sosyalleşmesi, yaşıtlarıyla beraber oynarken hem yaratıcılığını geliştirip hem de paylaşmayı öğrenmesi gerektiğini söylüyor. Bunları ona evde vermeye kalktığınız da ise başarısız oluyorsunuz. Ne kadar akıllı, bilge ya da çocuğunu eğlendirmek için her türlü maymunluğu yapan biri olsanız da siz ona yetmiyorsunuz. Bunları söyleyen pedagog ve psikologlar bilimsel bir doğruya dayanarak konuşuyor mutlaka. Ben şimdi bile kızımın arkadaşıyla oynarken ne kadar mutlu ve keyifli olduğunu görüyorum. Hatta eve gitme vakti geldiğinde oyunu bırakmamak için gözyaşları döküyor... Onu "Yarın yine geleceğiz ama şimdi baba bizi evde bekliyor," deyip zar zor eve gitmeye ikna ediyorum. Mümkünse yaz sonrası bir yuvada, profesyonel kişilerin gözetiminde, kendi yaşıtlarıyla vakit geçirmesini de çok istiyorum. Ama beni ve benim gibi birçok anneyi (ve babayı) bu fikrinden caydıran bir gerçek var; o da yuvaların çok pahalı olması. Geçtiğimiz hafta çok yakın bir arkadaşım kızını önümüzdeki sömestr göndermek üzere bir yuvayla görüştü. Kızı yarım dönem yani yaz tatiline kadar haftada beş gün, 09.00-12.30 arası yuvaya gidecek ve karşılığında arkadaşım 6500 lira para ödeyecekti. Rakama inanamadım... Çocuğunuzu siz bırakıp siz alacaksınız, eviniz uzaksa arada kendinize bir meşgale bulup vakit dolduracaksınız, üstelik yol masrafınızı da hiç hesaba katmayacaksınız! İşin kötüsü, sadece bu yuva değil, onlarcası hemen hemen aynı parayı istiyor, hatta kimleri daha fazlasını talep ediyor sizden. Üç yaşından itibaren tam gün yuva ücretleri ise bunun iki üç bin lira üzerinde. Orta gelirli, yani imkânları sınırlı bir aileyseniz yandınız! Çocuğunuzu ne oyun grubuna ne de tam gün yuvaya vermeniz hayal... Her keseye göre bir yuva olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz üç aşağı beş yukarı fiyatlar benzer. Çok ucuz ama işini hakkıyla ve özenerek yapmayan, çocukların gelişim alanlarını destekleyen bir programdan yoksun bir yere gitmesine ise zaten gerek yok. Devlet okullarının açtığı yuva sınıfları ise çok kalabalık, adeta kim kime dum duma durumu... Şimdi düşünüyorum da çocuğunuz için çok iyi olacağını bildiğiniz bir şeyi yapamamak ne kadar kötü... Bir annebaba olarak siz elinizden gelen fedakârlığı gösteriyorsanız, devlet de çocuklarına sahip çıkıp onların az bir ücret karşılığında yararlanabileceği, sağlıklı koşullara sahip yuvaların sayısını artırmalı. Bir anne olarak, okul öncesi eğitimin mecbur kılınması kararını destekliyor ama altyapının çok iyi oluşturulması için tüm çabanın harcanmasını da istiyorum. Bizim çocuklarımız her şeyin en güzelini hak ediyor çünkü! sabah |