Ulaş Çıbuk, 10 yıldır Türkiye'de pek çok çocuk projesinde çalışmış. Bu yıl Ankara'daki projesi kabul edilmeyince, Polonyalı arkadaşıyla birlikte, enerjisini ve birikimini Hindistan'daki çocuklar için kullanmaya karar vermiş...
Ulaş Çıbuk'un yaşamı, 10 yıl önce Dicle Üniversitesi'nde resim okumaya başlarken Diyarbakır'da düzenlenen, çocukların eğitimine yönelik bir projeye gönüllü olarak katılmasıyla değişmiş. O tarihten beri Türkiye'nin farklı yerlerinde, sayısını bilmediği kadar projede yüzlerce, binlerce çocukla çalışmış. Şimdilerdeyse yaklaşık bir ay önce hayata geçirdiği MAAA Project'le (Moving Alternative Art Atelier/ Gezici Alternatif Sanat Atölyesi) dünyayı gezmeye çıkmış durumda.
Yaklaşık bir aydır Hindistan'ın kuzeyindeki, Himalayalar'ın eteğinde kurulmuş Manali'de çocuklar için sanat atölyeleri düzenliyor. Yolu daha sonra Nepal'e düşecek. Beş ay sonraysa Yeni Delhi'de proje boyunca üretilen işlerin yer aldığı bir sergi düzenlemeyi planlıyor. Sergiler daha sonra İstanbul'a gelecek; Krakow, Berlin, Barcelona gibi ilişkilerinin bulunduğu Avrupa şehirlerine gidecek. Bütün bunlar için elbette finansal desteğe ihtiyacı var. Yola çıkarken ilk desteği Anadolu Kültür'den sağlamış fakat destek arayışını hala sürdürüyor.
EV EŞYASINI SATIP BİLET ALDI Çıbuk, yerleşik hayattan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışan biri. Bu nedenle Hindistan yoluna düşerken tüm ev eşyalarını satmakta hiç tereddüt yaşamamış. Hikayesini en baştan anlatalım... Bu yılın başında bir arkadaşıyla birlikte İstanbul'da tembelleştiklerini, bunaldıklarını düşünerek Ankara'ya taşınır. Niyeti bir yıl kadar kalıp projeler yapmaktır. Ancak çok geçmeden doğru yere gelmediğini, Ankara'nın bu konularda açık ve anlayışlı bir yer olmadığını anlar. 'Büyük bir çocuk şenliği planlayıp, projeyi bazı belediyelere gönderdiğimizde çok alışkın olmadıkları böyle bir işi anlamakta zorlandılar sanırım' diyor Çıbuk. Doğal olarak Ankara defteri kapanır, İstanbul'a dönülür.
İstanbul'da tanışıp arkadaşlık kurduğu Polonyalı Estera Satala ile sokaklarda rehabilitasyon niyetine müzik yaptığı günler başlar. Estara, genel olarak Avrupa ve Doğu arasındaki ilişkiler ve farklılıklarla ilgilenen bir üniversite öğrencisidir. İstanbul durağının ardından Hindistan'a gitmeyi planlamaktadır ve plana Çıbuk'u da dahil eder. Planı projeleştirip destek arayan Çıbuk, MAAA Project'i böylece kurar...
HİNDİSTAN'DA PROJE YAPMAK TÜRKİYE'DEN KOLAY Kendisine, çevirmenler aracılığıyla konuştuğu çocuklarla projeyi yürütmenin zorluğunu sorduğumuzda, anlaşmanın zor olmadığını ve iletişim kurmanın en önemli koşulunun onları sınırlandırmamak olduğunu söylüyor. Projesini Hindistan'daki yerel belediyeye sunduğunda gayet sıcak karşılanıp geniş bir güvence görmüş. Çıbuk'a göre benzer projeleri Türkiye'de hayata geçirmek daha zor. Bir kez yola çıktığınızda geçmeniz gereken, kimi zaman sizi bezdirebilen iki aşama bulunuyor. Önce kuşkuyla karşılaşıyorsunuz; niyetinizden, samimiyetinizden şüphe ediliyor. Eğer bu aşamayı geçmeyi başarabilirseniz, genellikle projenizin içeriğini talepler doğrultusunda yeniden şekillendirmeniz gerekiyor. Sonuçta ortaya çıkan şey ise her zaman başlangıçta yapmak istediğiniz olmuyor.
Çıbuk'un 10 yıl boyunca karşılaştığı, işin problemli yanlarından biri olarak gördüğü şöyle bir durum da var; 'Klasiktir, insanlar proje yapanlara 'adamlar proje yapıyoruz diye deli para kazanıyor' derler. Komiktir bu, çünkü gerçekten sorumluluk duygusuyla bu işleri yapan o kişilerin nelerle uğraşmak zorunda kaldıklarını, ayın sonunu nasıl getirdiklerini, kira ve borç gibi maddi dertlerin altında ezilirken enerjilerini bu projelere ayırdıklarını bilmezler.'
Neredeyse herkesin kendi tanrısı var Çıbuk, Hindistan'da önce başkent Yeni Delhi'ye gidip ardından projesini yürüttüğü Manali'ye geçmiş. Kendisinden, sokaklarında çocukların eksik kalmadığı (yanlış anlamayın, oyun oynamak için değil, evsiz oldukları için sokaktalar), 1 buçuk milyar nüfuslu Hindistan izlenimlerini dinledik: - Yeni Delhi aradığınız ve aramadığınız her şeyi bulabileceğiniz bir dünya kenti. Büyük bir şirket binasının bahçe duvarına komşu barakalarda yaşayan gerçekten fakir insanları, bu insanların yol kenarındaki su akıntılarında banyo yaptıklarını görebilirsiniz. Ekonomik dengesizliği kabullenme yolunu seçerek kendi dengelerini kurmuşlar. - Her türlü karmaşaya açık yapının ayrı bir düzeni var. Örneğin Yeni Delhi'de trafiğe takıldığınızda İstanbul trafiğinin fazla bir şey ifade etmediğini anlayabilirsiniz. Fakat çok fazla kavga ve gürültüye tanıklık edebileceğiniz İstanbul trafiğine karşın, trafiğe çok takıldığım halde burada bir aracın diğerine sitemkar biçimde korna çaldığına bile tanık olmadım. - Hindistan insanı gerçekten çok meraklı. Sürekli kendinizle ve geldiğiniz yerle ilgili sorularla karşılaşıyorsunuz. - Binlerce tanrının olduğu yüzlerce din var burada. Neredeyse herkesin kendi tanrısı var. Dünyada din kökenli birçok savaş ve katliam devam ederken çok tanrılı bu ülkede insanların birbirlerine ve inançlarına gösterdiği saygı hayat dersi niteliğinde. - Manali, Himalayalar'ın 2500 metre kadar yüksekliğinde kurulmuş doğa harikası bir şehir. Yılın bu zamanında çok fazla turistin uğrak yeri. Zengin kültürel çeşitliliği turistik cazibesini arttırıyor. - Ekonomik bakımdan pahalı bir yer olduğu söylenemez. 1 Türk lirası 30 Rupi civarında. Her şey değil ama çoğu şey, örneğin kalacak yer ve yemek ucuz. Güzel bir akşam yemeğine vereceğiniz rakam 250 Rupi civarında.
|