| Çocuklar yalnızca 'iyilikten' anlar |
| Editör tarafından yazıldı |
| Salı, 30 Mart 2010 17:20 |
Çocuk yetiştirmek ne kadar da zor! Bebekken "Bunlar en iyi günlerin," diyenlere "Dalga geçiyor herhalde," diye bakıyordum ama haklılarmış. Kızım iki yaşına yaklaşıyor....
Her sabah daha kendine güvenli, daha inatçı, daha ne istediğini bilen ve daha uzun cümle kuran biri olarak çıkıyor karşıma. Kelime hazinesi gün be gün artıyor, beyni sanki akşamdan sabaha gelişiyor... Tabii bu durumda ona laf anlatmak, onu yapmasını istemediğiniz bir şeye ikna etmek de bir o kadar zorlaşıyor. Ne söyleseniz "Neden?" diye soruyor çünkü siz ona herhangi bir şey için "Yapma," mı dediniz... "Ama neden anne?" derken aynı anda gözünüzün içine baka baka yasakladığınız şeyi yapıyor, üstelik bundan büyük zevk alıyor. İşin hayret verici tarafı da siz ne kadar ciddileşirseniz, o, inadına gülmeye başlıyor ve bunu bir oyuna dönüştürüyor. Örneğin, her gün yaptığı bir şey "Su istiyorum," bahanesiyle eline su dolu bardağı alıp yere boşaltmak. Bu dalgınlığınıza gelip ondan uzak tutmazsanız, bazen sofraya devrilen bir sürahi de olabiliyor. Ya da oturduğunuz koltuğa boşaltılmış bir su matarası! Geçen akşam yine benzer bir şey yaptığında eşime, "Hani hayır deyince anlardı? Diye diye dilimde tüy bitti ama işe yaramıyor. Başka bildiğin bir taktik varsa, sen dene!" diye çıkıştım (daha önce bir çocuk büyüten ve 'Hayır demek yeterli' diyen oydu çünkü). O da bana gayet sakin, "Ceza vereceksin," dedi. "Nasıl bir ceza?" dedim. "Madem 'Hayır,' dediğin halde devam ediyor, bundan sonra suyu yere boşattığında odasına kapatacaksın, o da bunun yapmaması gereken bir şey olduğunu anlayacak!" En fazla şımarıklığı babamın yanında yapardım ama o da ben ne yapsam razı gelirdi, hiç kızmazdı. Ağabeyimin yaramaz olduğunu ve anne babamın sinirlerini zorladığını çok iyi hatırlıyorum ama. Her yaramazlığı gayet sakin ve bir melek edasıyla yapardı, tanımasanız ondan hiç beklemezdiniz. Annem, ağabeyim 'feci' bir şey yaptığında kıpkırmızı olur, kan beynine sıçrardı ama sakinliğini hiç elden bırakmazdı. Babam ağabeyime çok öfkelendiğinde ise ona hep şunu söylerdi, "İyilikle söyle ne olur, iyilikle.... Çocuk o, yalnızca iyilikle söylersen anlar!" Şimdi düşünüyorum, |